Oyuncu Kadrosu
Schortie Scheumann
Ernst "Enno" Richter
Roger Ditter
Stimme
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Filmde, 1860’ların İtalyası’nın hızla değişen toplumsal yapısına uyum sağlamaya çalışan yaşlı bir prensi canlandıran Burt Lancaster, statüsünü ve yaşam tarzını sağlama alma çabasıyla yeğeni Tancredi’nin (Alain Delon) zengin bir tüccarın kızı olan Angela’yla (Claudia Cardinale) evliliğini ayarlar; ve filmin final bölümünü oluşturan neredeyse bir saate yakın balo sahnesi boyunca, hem ait olduğu toplumsal sınıf hem de kendi geçmişiyle bugünü üzerine derin düşüncelere dalar. Birey ve toplum arasındaki etkileşimi büyüleyici ve görkemli bir dille anlatan böyle bir filmi, ancak Visconti gibi aristokrat kökenli bir Marksist yönetebilirdi. (Lancaster, rolünü Visconti’nin karakterinden yola çıkarak canlandırdığını söylemiştir). Aristokratların artık gücün yeni zenginlerin eline geçtiğini kabullendikleri balo sahnesi, haklı olarak sinema tarihinin en ustaca çekilmiş sahnelerinden biri olarak kabul edilir.
Leopar

Bu romantik dramada Richard Gere, savaştan sonra eşi Laurel'in (Jodie Foster) yanına dönen asker Jack Sommersby rolünde. Kocasının savaşta öldüğünü düşünüp nişanlanan Laurel kendini suçlu hisseder. Daha önce hiç sevmediği kocasının tamamen farklı, iyi, yardım sever, düşünceli bir adam olduğunu görüp onu tekrar kazanmaya karar verir. Savaş mı onu böyle değiştirdi yoksa o gerçek Jack değil mi?
Yıllar Sonra

Whangara kabilesinin enteresan bir inanışı vardır. Yeni Zelanda’nın Doğu yakasında konuşlanan Whangara kabilesi, soylarının binlerce yıl önce o topraklara bir balinanın sırtında geldiğine dair güçlü bir inanca sahiptir. Bu atalarının adı Paikea'dır. Bu inanışa göre kabilenin geleneklerinde işleyen töre şu şekildedir: Kabileye şef olarak seçilen kişiler ailenin ilk doğan erkek çocukları olmak zorundadır ve bu kabilede yaşayan 11 yaşındaki "kız çocuğu" Pai'nin ise gözü şefliktedir. Pai'nin bilge Büyükbabası Koro, kabilenin müstakbel başkanını tayin edecek olan mercidir. Lider olmak isteyen küçük kız Pai, bu uğurda ne gerekirse yapmaya kararlıdır. Dünyada her şeyden çok sevdiği büyükbabasına karşı gelecek bile olsa... Yeni Zelanda’nın kültürüne dair çok içten, samimi bir hikaye anlatan Whale Rider, küçük oyuncusu Keisha Castle-Hughes’a da 'en iyi kadın oyuncu' dalında Oscar adaylığı getirmişti.
Balinanın Sırtında

Andrei Tarkovsky’nin yurtdışında çekilmiş ilk filmi olma özelliğine sahip yapıtın başrollerinde Oleg Yankovsky, Erland Josephson ve Domiziana Giordano yer almaktadır. Film, 1983 Cannes Film Festivali'nde üç dalda ödül almış ve Altın Palmiye'ye aday gösterilmiştir. Rus şair Andrei, müzisyen Sosnovsky’nin hayatını araştırmaya başlar ve bu süreç zamanla kendisi için içsel bir serüvene dönüşür. Felsefe ve şiirin bolca işlendiği edebiyat dolu bu otobiyografik film, alışılmış tarzın dışındaki monologlarıyla dikkatleri çeker. Tanınmış bir Rus şair olan Andrei, 18. yüzyılda yaşamış ve Bolonya'da eğitim görmüş memleketlisi müzisyen Sosnovsky'nin hayatını araştırmak için İtalya'ya gelir. Güzel İtalyan tercümanı eşliğinde Toskana'dayken mutsuz evliliğinin, karısının ve çocuklarının Rusya'daki hatırası onu avlar. Seyahati giderek içsel bir serüvene dönüşürken mistik bir aydınlanma, şairin yolunu aydınlatacaktır.
Nostalji

Michael ve Dafna’nın çocukları Jonathan ve Alma ile sade bir hayatları vardır. Jonathan’ın askerde olması, her an hayatta olup olmamasından ötürü duydukları şüphe ve endişe, Michael ve Dafna’nın psikolojilerini çok etkilemiştir. Bir yanda Jonathan’ın askerde geçen zorlu günleri, diğer yanda ailenin kaygı dolu bekleyişi…
Foxtrot

Film detaylari icin tiklayin...
Imbabazi

Film detaylari icin tiklayin...
아카시아 꽃잎필때

Apartheid (ırk ayrımcılığı) ile mücadele eden Güney Afrikalı efsanevi özgürlük savaşçısı Solomon Mahlangu'nun hayatı ve yaşadığı dönem mercek altına alınıyor.
Kalushi The Story Of Solomon Mahlangu

Film detaylari icin tiklayin...
The Kolaborator

Kore Savaşı’ndan yıllar sonra, savaş alanda yapılan bir kazı Jin Tae Lee'yi geçmişe götürür. Kazıdan çıkan bazı eşyalarla savaş sırasında kaybolan ağabeyinden bir ize ulaşabileceğini uman Jin Tae sayesinde 1950-53 yıllarında iki ülke arasında patlak veren savaşa tanık oluruz. Savaş çıkmadan önce üniversite öğrencisi olan Jin Tae Lee, ağabeyi ile ayakkabı tamirciliği yapmaktadır. Annesi ve ağabeyinin nişanlısı ile kurdukları mutlu ve sıradan bir yaşamları vardır. Ağabeyi bir yandan annesine ve kardeşine bakarken, diğer yandan da evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Her şey normal giderken Kuzey Kore ve Güney Kore arasında savaş çanları çalar. Aile göç etmek durumunda kalır fakat iki kardeş yolculukları esnasında askere alınırlar. Ağabey Jin Seok'un hayattaki tek bir amacı artık savaştan sağ salim ve zaferle çıkarak ailesinin yanına dönmektir...