

Sexmission
Seksmisja
Yonetmen: Juliusz Machulski
Vizyon Tarihi: 13 Mayıs 1984
Konu
İki bilim adamı bir deneye katılmaya gönüllü olur. Bir dondurucuya kapatılıp uyutulurlar. Sadece üç yıl için ama bir yanlışlık olur ve orada unutulurlar. Ta ki 50 sene sonra hatırlanana kadar. Bu arada korkulan olmuş 3. Dünya Savaşı çıkıp bir nükleer felaket olmuştur. Neyse ki insanlar iyidir, fakat erkekler kısır kalmıştır. Tabi bizim 50 yıl öncesinden gelen iki kahramanımızı zor bir görev beklemektedir. Hınzır Polanyalılardan aynı hınzırlıkta bir distopya filmi...
Oyuncu Kadrosu

Olgierd Łukaszewicz
Albert Starski

Jerzy Stuhr
Maksymilian Paradys

Bożena Stryjkówna
Lamia

Bogusława Pawelec
Emma Dax

Hanna Stankówna
Tekla

Beata Tyszkiewicz
Berna

Ryszarda Hanin
Dr. Yanda

Barbara Ludwiżanka
Old Lady

Mirosława Marcheluk
Advisor
Hanna Mikuć
Linda
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
2034

Kıyamet sonrası bir gelecekte insanlık ilkel bir şekilde yaşıyor. Kabile liderinin oğlu, babasını kız arkadaşına cinsel tacizde bulunduğu için öldürdükten sonra bir grup genç arkadaşıyla kaçar. Onlar, Neil ve Judith tarafından kabul edilir; bu ikili, kabilelerinde yasak olan seks ve uyuşturucu gibi ahlaksızlıkları gençlere tanıtır. Ancak Neil ve Judith, genetik olarak değiştirilmiş, yok edilemez mutantlardır ve insan ırkının geleceği için kendi planları vardır.
Genç Canavar

Film detaylari icin tiklayin...
The Female Side Effect

Hitchcock’un gerilim unsurlarını taşıyan bu klasik aşk öyküsü, çivisi çıkmış bir dünyada aşkları ve nihayetinde hayatları için mücadele eden iki sevgiliyi anlatır. Tuhaf bir yakın gelecekte, çevresel hasarlar anlık buzul çağına ve yerçekimi kaybına yol açmıştır. Dayanılmaz bir keder ve yalnızlık yaşayan insanlar, kalplerini aniden donduran ölümcül bir hastalığın tehdidi altındadır. Sokak köşelerinde ve havaalanlarındaki yürüyen merdivenlerde cesetler yatmaktadır. Polonya’daki evinden Kanada’daki bir öğretmenlik işine giden John, kısa süre sonra ayrılacağı karısı, dünyaca ünlü buz pateni yıldızı Elena’nın isteği üzerine boşanma kâğıtlarını imzalamak üzere New York’a uğrar. Kadının muazzam maiyeti onu sıcak bir şekilde karşılar ama John, Elena’nın çevresinde garip ve beklenmedik şeyler olduğunu çok geçmeden fark eder. Vaktiyle dost olarak tanıdığı insanların artık dosta benzer yanları yoktur.
Aşka Dair Her Şey

Dünya alarm vermesine rağmen yıllarca ihmal edilen uyarılar sonucu, kırk gün ve gece yağan asit yağmurundan sonra şehir sular altında kalmıştı. Yağmurla ortaya çıkan psikopat katili yakalamak Dedektif Stone için bir görev olmaktan çıkmış, yaşam savaşı haline gelmişti. Katil kurbanının kalbini çıkarıp parçalarını Dedektif Stone'a yollar. Stone katille yıllar önce karşılaşmıştır ama bunu hatırlaması uzun sürer. Bu amansız savaşı kazanmak imkansız gözükmektedir.
Dedektif Stone

Film detaylari icin tiklayin...
Highlander: The Search for Vengeance

Bu animasyon filminde genç kadın asker Deunan ve onun cyborg ortağı Briareos insanlığın gelecek umudu için efsanevi Olympus şehrini arıyorlar..
Appleseed Alpha

Amerika Birleşik Devletleri, otoriter ve kötü niyetli bir başkan tarafından yönetilen, baskıcı bir rejime dönüşmüştür. Başkanın kitleleri eğlendirmek için yarattığı favori etkinlik ise Ölüm Yarışı'dır. Birbirinden değişik silahlarla donanmış ölümcül 5 takım, yayaları öldürmeye ve birbirlerini yok etmeye odaklı bu korkunç yarışta kapışırlar. Uzun yıllardır yarışın yenilmez şampiyonu olan Frankenstein, yarı insan yarı makina bir savaşçıdır. Diğer yarışçılar Machine Gun Joe, Nero the Hero, Calamity Jane ve Matilda the Hun Frankenstein'ı tahtından indirmek için uğraşadursun, rejim karşıtı hareketin öncüsü Thomasina Paine'in yarışı manipüle ederek başkanı düşürmek gibi kendi planları vardır.
Ölüm Yarışı 2000

Film detaylari icin tiklayin...
La Antena

40 yaşındaki Andreas, kendini garip bir şehirde bulur. Oranın neresi olduğu veya nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri yoktur. Bir işi, evi ve karısı vardır. Bir şeylerin yanlış gittiğinin farkına varır ve şehirden kaçmaya çalışır fakat bir çıkış yolu yoktur. Hugo isminde bir adamla tanışır ve onun kaçmasına yardım edebileceğini düşünür. Öteki dünyaya kaçmak için ufak da olsa bir ışık doğunca, bu şansını sonuna kadar kullanmaya karar verir * Çok ama çok güzel. Norveç sinemasının incisi diyebilirim, günümüzün, özellikle de kuzey ülkelerinin sorunsuz yaşantılarına sorun katmalarını hicvediyor * Andreas mutsuz çünkü sanal bir ortamda yaşadığını fark ediyor. Aslında yemeklerin tat vermediği, içkilerin sarhoş etmediği, kimsenin "insani" duygular göstermediği bir dünya orası; "The Truman Show" tarzı bir yapay cennet. Filmin meselesi tam da bu: Konformizmin adeta bir din haline gelmesi