

İftira
The Winslow Boy
“Bir babanın inancı. Bir ülkenin tutkusu. Yaşanmış gerçek bir olay! Yılın en iyi filmlerinden biri.”
Yonetmen: David Mamet
Vizyon Tarihi: 18 Mart 1999
Konu
Winslow ailesi, askeri okulda okuyan 13 yaşındaki oğullarının 5 şiling değerindeki bir hırsızlık yüzünden okuldan atılması üzerine, onun suçsuz olduğunu ispat etmeye çalışmaktadır. Ünlü avukat Sir Robert Norton, bu çocuğun savunmasını kabul etmesi üzerine de olay bütün ülkede herkesi ilgilendiren bir hal almıştır. Bütün bu sıkıntılar içinde zor anlar yaşayan aile ise birlikte, tüm zorlukları aşmak için çaba sarf etmektedir.
Oyuncu Kadrosu

Rebecca Pidgeon
Catherine Winslow

Gemma Jones
Grace Winslow

Nigel Hawthorne
Arthur Winslow

Sarah Flind
Violet

Colin Stinton
Desmond Curry

Jeremy Northam
Sir Robert Morton

Sara Stewart
Miss Barnes, Beacon Reporter
Guy Edwards
Ronnie Winslow

Matthew Pidgeon
Dickie Winslow
Lana Bilzerian
Undermaid
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Bayan Daisy, iyi bir yaşamı olsa da kendisini hiçbir zaman zengin görmeyen ve fakir olduğu günleri unutmayan kendi halinde, eski öğretmen olan yaşlı bir kadındır. Daisy, araba kullanma konusunda sürekli sorunlar yaşamaktadır. Bu sebeple, oğlu Boolie, ona bir şoför tutmaya karar verir ve çalıştığı yerde iyi bir iş çıkaran Hoke Colburn'ü annesinin şoförü olarak işe alır. Ancak Bayan Daisy, bir şoföre ihtiyacı olmadığını düşünmekte ve Hoke'u her seferinde azarlamaktadır. Oysa farklı kişiliklere sahip bu iki insanın aslında birçok ortak yönü vardır. Çıktıkları hayat yolculuğunda, ömür boyu sürecek bir dostluk kuracaklardır.
Bayan Daisy'nin Şoförü

Ailesi ile birlikte İngiltere'de yaşayan 18 yaşındaki Jess'in anne ve babası, onun kibar ve Hint geleneklerine bağlı bir genç kız olarak yetişmesini istemektedir. Ancak Jess'in tek bir hayali vardır: David Beckham gibi futbol oynamak!... Jess, bir gün parkta top koştururken Jules tarafından fark edilir. Jules, Jess'e bölgenin kız futbol takımında oynamasını teklif eder. Aynı yaşta, aynı düşü paylaşan iki genç kız, kısa sürede arkadaş olurlar ve takımlarının durumu gün geçtikçe iyiye gider. İkisinin de ailesi, kızlarının futbol topu peşinde koşmasından son derece rahatsızdır. Jess'in ailesi, onun neden hukuk fakültesine gitmediğini ve ablası Pinky gibi uygun bir gençle nişanlanmadığını merak etmektedir. Pinky'nin başına geleceklerden henüz haberleri yoktur! Jules'in annesi de diğer kızlar gibi giyinmeyen kızının nasıl erkek arkadaş bulacağını kara kara düşünmektedir. Oysa Jules, top peşinde değil; takımlarının yakışıklı koçu erişilmez Joe'nun peşinde koşmaktadır!
Hayatımın Çalımı

Notting Hill ve Bridget Jones's Diary'nin yapımcılarından romantizm rüzgarları. Birbirinden ünlü oyuncuları ve olağanüstü müzikleriyle film uzun süre akıllardan çıkmayacak. Beklenmedik, heyecanlı, karşılıksız, tutkulu, uygunsuz, engellenemez, anlatılamaz...Noele'e tam 1 hafta kala Aşk Her Yerde. Karı-koca, sevgili, baba-oğul, rock yıldızı ve menajeri arasında birbirinden farklı tam on hikayenin içinde.
Aşk Her Yerde

Alfred Hitchcock, Frederick Knott'un beğenilen oyunu Dial M for Murder'ı Grace Kelly, Ray Milland ve Robert Cummings'in dahil olduğu bir aşk üçgenini şüphenin mükemmel bir karışımı ile anlatıyor... Kelly, buradaki rolü ve beğenilen diğer iki 1954 performansları ile New York Film Eleştirmenleri ve National Board of Reviewk'in En İyi Kadın oyuncu ödüllerini kazandı. O, Cummings'i sever, kocası Milland onu öldürme planları kurar. Fakat planını anlatmak için yanlış bir numarayı arar, ve doğru numarada yanlış cevap alır ve parlak makaslar ölümcül bir silaha dönüşür. Mükemmel bir gerilim için "M"yi çevirin...
Cinayet Var

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!
Trainspotting

2 Dünya Savaşı devam etmektedir Almanlar, savaş esirlerini Stalag 17 adını verdikleri kampta tutmaktadır Bir süredir kampta tutuklu olan Amerikalı Çavuş J J Sefton her şeyden bıkmış bir haldedir İki esir kaçmaya çalışırken öldürülünce kamptakiler aralarında bir Alman casusu olduğuna kanaat getirir Herkes Çavuş Sefton'dan kuşkulanmaktadır.
Casuslar Kampı

Danimarka doğumlu (ünlü yazar) Karen Blixen (Meryl Streep) daha iyi bir yaşam sürebilme umuduyla bir baronla mantık evliliği yapar. Çift Nairobi'ye taşınır, ancak kocası burada alkol ve çapkınlığa dayalı bir hayata dönünce, Karen kendisini aşksız bir evliliğin içerisinde hapsolmuş olarak bulur. Karen daha sonra özgür ruhlu bir avcı olan Denys Finch Hatton (Robert Redford) ile karşılaşır: Acaba ilişkileri içerisinden bir aşk yeşerebilecek midir, yoksa Karen'ı bekleyen şey kalp acısı mıdır?
Benim Afrikam

Film detaylari icin tiklayin...
Deserted at the Altar

Film detaylari icin tiklayin...
The Worst Journey in the World

1918 Mart'ında bir bölük subay kuzeydoğu Fransa'da cephe sıralarına gelmiştir. Alman saldırısının yakında gerçekleşeceği haberini alında bölüğün lideri genç subay Stanhope kendini içkiyle sakinleştirmeye çalışırken, geri kalan subaylar ve aşçı ise savaş öncesi zamanlardan konuşarak sığınakta zaman öldürmektedir. Bir süre sonra aralarına, eğitimini yeni tamamlamış ve ilk görevinde yer almak konusunda oldukça heyecanlı olan genç subay Raleigh de katılır. Bölük ölüm kalım savaşının ortasında, korku ve strese rağmen ayakta kalmak zorundadır...