

Man Down
Yonetmen: Dito Montiel
Vizyon Tarihi: 12 Eylül 2015
Konu
Eski ABD denizcisi Gabriel Drummer, en yakın arkadaşı ve aynı zamanda hayatını kurtaran kişi ile birlikte çaresizce oğlunun olabileceği yerleri aramaktadır. Senaryosunu Adam G. Simon’un yazdığı, yönetmenliğini Dito Montiel'in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Shia LaBeouf, Kate Mara, Gary Oldman, Jai Courtney, Clifton Collins Jr., Charlie Shotwell ve Wolé Parks gibi oyuncular yer alıyor.
Oyuncu Kadrosu

Shia LaBeouf
Gabriel Drummer

Jai Courtney
Devin Roberts

Gary Oldman
Captain Peyton

Kate Mara
Natalie Drummer

Tory Kittles
Sergeant Miller

Clifton Collins Jr.
Charles

Charlie Shotwell
Johnathan Drummer

Jose Pablo Cantillo
Taylor

Justin Smith
Stanton

Paul Sado
Spori
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Dönemin en gözde tiyatro oyuncusu güzeller güzeli Elisabet Vogler (Liv Ullmann), önemli bir piyes sırasında aniden susar. Şaşkına dönen insanlar ne olup bittiğini anlayabilmek için ellerinden geleni yapsalar da Vogler konuşmamaya devam eder. Son çare olarak bir kliniğe yatırılan kadın burada da dilsizliğine devam eder. Bedeninde tıbbi olarak hiçbir problem bulunamayan Vogler, doktorun tavsiyesiyle gözlerden uzak bir yazlığa gönderilir. Vogler’a genç bir hemşire olan Alma (Bibi Andersson) eşlik eder. Yazlıkta da Vogler'in ağzını bıçak açmaz. Vogler sustukça Alma konuşur. Alma saatlerce, günlerce kendi hikayesini anlatır. Sonunda meydana gelen şey ise psikoloji biliminin en ilginç vakalarından birini oluşturacaktır.
Persona

Film detaylari icin tiklayin...
Die Mörder sind unter uns

Film detaylari icin tiklayin...
ひるね姫 ~知らないワタシの物語~

Andrei Tarkovsky’nin yurtdışında çekilmiş ilk filmi olma özelliğine sahip yapıtın başrollerinde Oleg Yankovsky, Erland Josephson ve Domiziana Giordano yer almaktadır. Film, 1983 Cannes Film Festivali'nde üç dalda ödül almış ve Altın Palmiye'ye aday gösterilmiştir. Rus şair Andrei, müzisyen Sosnovsky’nin hayatını araştırmaya başlar ve bu süreç zamanla kendisi için içsel bir serüvene dönüşür. Felsefe ve şiirin bolca işlendiği edebiyat dolu bu otobiyografik film, alışılmış tarzın dışındaki monologlarıyla dikkatleri çeker. Tanınmış bir Rus şair olan Andrei, 18. yüzyılda yaşamış ve Bolonya'da eğitim görmüş memleketlisi müzisyen Sosnovsky'nin hayatını araştırmak için İtalya'ya gelir. Güzel İtalyan tercümanı eşliğinde Toskana'dayken mutsuz evliliğinin, karısının ve çocuklarının Rusya'daki hatırası onu avlar. Seyahati giderek içsel bir serüvene dönüşürken mistik bir aydınlanma, şairin yolunu aydınlatacaktır.
Nostalji

Türkçesi ayna olarak çevirilen Andrei Tarkovsky'nin en kişisel filmi. Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille, ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya'nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt. 2. Dünya Savaşı'nın karanlık günlerini anlatan film, yönetmenin kendi çocukluğundan da izler taşıdığı gibi, Rus tarihine dair ilginç göndermeler de yapıyor. Filmde çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.
Ayna

Los Angeles' da çok sıkıcı bir işte çalışan genç bir kadının öyküsüdür. Geceleri ise erkek arkadaşı ile barlarda bambaşka bir hayatı vardır.
The Rapture

İnsan ırkından bir baba ve vampir bir annenin kızı olan Saya, hayatını dünyayı vampirlerden temizlemeye adamıştır. Çalıştığı gizli örgüt tarafından Tokyo merkezli bir Amerikan ordusuna gönderildiğinde, vampirlerin atası Onigen’ı yenmek için tek şansı olduğunu farkeder. Bu esnada, Onigen’ın üzerinde en büyük etkiye sahip olan üssün generalinin kızıyla yüzyıllardır ilk defa bir insani ilişki kurar.
Blood: Son Vampir

Lucía, Madrid'de bir restaurant da garsonluk yapan genç bir kadındır. Uzun süredir birlikte olduğu yazar sevgilisinden ayrılınca, yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu düşünerek, bir Akdeniz adasına tatile gitmeye karar verir. Lucía, bu adada eski ilişkilerini sorgulamaya başlar...
Seks ve Lucía

Film detaylari icin tiklayin...
23

19. yy sonlarında Londra’da Robert Angier, sevgili eşi Julia McCullough ve Alfred Borden hem arkadaştırlar hem de bir sihirbazın asistanlarıdırlar. Bir gösteri esnasında Julia ölünce Robert, onun ölümünden Alfred’i suçlar ve birbirlerine düşman olurlar. Zaman içinde ikisi de hem ünlü olurlar hem de rakip sihirbazlara dönüşerek birbirlerinin sahne üstünde performansını sabote etmeye kalkışırlar. Alfred başarılı bir hile yapınca Robert, rakibinin sırrını çözmek konusunu takıntı halinde getirir ve trajik olaylar birbirini kovalar.