

I Bury the Living
Yonetmen: Albert Band
Vizyon Tarihi: 1 Temmuz 1958
Oyuncu Kadrosu

Richard Boone
Robert Kraft

Theodore Bikel
Andy McKee

Herbert Anderson
Jess Jessup

Robert Osterloh
Lt. Clayborne

Howard Smith
George Kraft
Peggy Maurer
Ann Craig

Russ Bender
Henry Trowbridge

Glen Vernon
Stuart Drexel

Lynette Bernay
Elizabeth Parrish Drexel
Ken Drake
Bill Honegger
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Vertigo, Hitchcock’un teknik ve işlediği konu itibariyle sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bir suçluyu kovalarken çatıdan düşen ortağını kurtaramayan dedektif Scottie Ferguson’da, bu olayın ardından yükseklik korkusu başgösterir. “Vertigo” hastalığına dönüşen bu korku nedeniyle mesleğini bırakıp emekli olan dedektir, eski bir arkadaşı tarafından, ruhsal sağlığından şüphe ettiği karısı Madeleine’ni izlemesi için kiralanır. Scottie de kadını daha yakından izledikçe bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder; dahası kadının intihara meyilli olduğunu görür. Artık işleri yoluna koymak için uzaktan takip etmek yetersiz kalacak, Scottie’yi kendi korkularıyla da yüzleşeceği bir mücadelenin içerisine sürükleyecektir.
Ölüm Korkusu

Kız arkadaşı Ingrid tarafından terkedilen John'un yaşamı, esrarengiz komşuları Kim ve Anne'le tanışınca epey değişir. Bedeninde izlerle uyandığı tutku dolu sevişmelerin sabahlarını, iş arkadaşlarının şaşkınlıkla şahit oldukları halsizlikler ve hafıza kayıpları izler. Genç adam, giderek düş ile gerçeği birbirine karıştırmaya başladığı bir sırada, daha da şaşıracağı gelişmelerle sarsılacaktır.Norveçli Pal Sletaune, son yıllarda, dünya sinemasında, adından en çok söz ettiren yönetmenlerden biri. Anlatım diliyle olduğu kadar, gerilimi ve satır aralarıyla da çarpıcı bir yapım.
Kapı Komşusu

Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.
Cinnet

Film detaylari icin tiklayin...
Atom the Amazing Zombie Killer

Film detaylari icin tiklayin...
Chasing the Devil

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.
Sapık

The Ring’in çıkış noktası, bir çok Hollywood geriliminde olduğu gibi bir şehir efsanesi..Fakat bu kez ortada kabus gibi görüntülerle dolu bir video kaseti vardır. Bu kaseti izleyenlere esrarengiz bir telefon gelmekte ve yedi gün içinde ölecekleri bildirilmektedir. Bayan gazeteci Rachel Keller önceleri bu konuya kuşkuyla yaklaşır. Ancak kaseti izleyen dört gencin arka arkaya esrarengiz biçimde ölmesi üzerine düşüncesi değişmeye başlar. Araştırmacı gazetecilik tutkusuna yenik düşen Rachel, bu video kaseti ele geçirip kendisi izler. Artık hayatı tehlikededir. Üstelik sadece kendisinin değil, oğlununun da hayatı tehdit altındadır. Arkadaşı Noah’ın yardımını isteyen Rachel’in önünde bu sırrı çözmek için sadece yedi gün vardır..
Halka

Aubrey Davis, kız kardeşi Karen'ın Japonya'da bir hastanede yattığını annesinden öğrenince onu eve getirmek için Japonya'ya gider. Ama ablasının çıkardığı bir yangın sonucu erkek arkadaşının ölümüne sebebiyet vermekten sorgulandığını öğrenince onu eve getirmenin sandığı kadar kolay olmayacağını anlar. Allison, okuduğu okulun popüler gruplarından biri tarafından kabul görebilmek için her türlü şeyi yapmaya hazırdır; hakkında bir sürü kötü söylenti dolaşan yanmış, eski bir eve girmek de dahil. Son derece çekingen bir çocuk olan Jake, babasının annesini bu kadar kolay unutup başka biri ile nişanlanmasını bir türlü içine sindiremez.Korkunç yangından kurtularak eline geçirdiği kurbanlarını teker teker öldüren lanet, görünüşte birbirleri ile alakası olmayan kurbanlarını yeniden pençesine düşürmek üzeredir.
Garez 2

Alex Cross, Washington polis departmanında görevli bir dedektif ve mahkeme psikologudur ve yakın zamanda iki fahişe ve bir çocuğun vahşice öldürülmesi davasını araştırmaktadır. Sonrasında prestijli bir özel okulda öğretmenlik yapan Gary Soneji'nin Maggie Rose Dunne adlı öğrenciyi kaçırması gündeme bomba gibi düşer. Maggie Rose, önemli bir senatörün kızıdır ve kendisini kaçıran öğretmen, Alex Cross'la iletişime geçmiş ve böylece Cross'u da davaya dahil etmiştir. Alex Cross, başlarda iki zengin şımarık çocuğun kaçırılmasını diğer davasından daha önemsiz bulsa da zamanla bu durumun son derece tehlikeli ve kilit bir yapıya büründüğünü fark eder.
Örümceğin Maskesi

Carrie (Sissy Spacek) utangaç, içine kapanık bir genç kız. Dinine fanatik ölçüde bağlı annesiyle birlikte yaşıyor. Bir gün düşünce yoluyla istediği herşeyi yapabileceğini anlıyor. Artık annesini elini bile kıpırdatmadan kanepeye fırlatabilir, aynaları kırabilir, hatta öldürebilir. Sonunda Carrie çıldırıyor ve okulunun düzenlediği bir gecede ortalığı kana buluyor.. Stephen King'in aynı adlı romanından Lawrence D. Cohen tarafından sinemaya uyarlanan "Carrie"nin yönetmeni ise Brian De Palma. De Palma'nın bu ilk önemli filmi, eleştirmenleri ikiye bölmüş, filmi başyapıt olarak nitelendirenler kadar yerin dibine batıranlar da olmuştu...