
Oyuncu Kadrosu
Alis Bazán
Hugo Chávez Frías
Marcos Suniaga
Voz de Hugo Chávez Frías
Antonio Cuevas
José Vicente Rangel
Aníbal Grunn
Pedro Cardona
Julio César Castro
General García Carneiro
Aura Rivas
Rosa
Gabriel Rojas Rico
Jackson
Vanessa Merr
Eva

Francisco Denis
Hans
Luis Vicente González
Rafael Tovar
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
왕과 사는 남자

Film detaylari icin tiklayin...
Guns of Darkness

Devrimci-Sosyalist bir politikacı olan Dr.Lambrakis ,(Yves Montand)barış savunucularının gösterisinde devletin sağ kanadının organize ettiği bir suikaste kurban gider. Cinayetin hemen arkasından devlet ve ordu görevlilerinin yaptıkları tek şey, olayı örtbas etmek için gerekli delilleri ortadan kaldırmaktır. Fakat prosedür gereği açılan davaya atanan savcı, olayın derinlerine indikçe karşılaştığı akıl almaz gerçeklerle yılmadan tıpkı bir dedektif gibi araştırmasına devam eder. Ama bu araştırma sırasında karşısına çıkan engeller, devletin içinde tahmininden de derin makamlardan gelecektir. Jean-Louis Trintignant'ın bir savcıyı ve Yves Montand'ın da solcu bir partinin önde gelen temsilcilerinden birini canlandırdığı filmde barışın önemi, faşist çeteler ile hükümet içindeki güçlerin ilişkisi bağlamında derin devlet sorunsalı irdelenmektedir.
Ölümsüz

15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece yaşananlar, Türkiye tarihine bir kara sayfa ekledi. Hükümet, 15 Temmuz’da hayatını kaybeden sivilleri ’şehit“ ilan edip onların anısına bir anıt dikti. Köprü ise darbe girişiminin sembolü haline geldi. Peki aslında orada ne yaşandı? İlk kez bu belgeselde, Boğaz Köprüsü’ndeki can alıcı gece yeniden kurgulanıyor. Olayların tırmanışı, tanıklıklarla, dava dosyalarından alıntılarla ve geceye ait özel video görüntülerle ve kronolojik dizim içinde anlatılıyor.
Boğaz Köprüsü'nde Boğazlaşma

Film detaylari icin tiklayin...
청풍명월

Film detaylari icin tiklayin...
When We Were Kings

Mutlak güç, mutlak yozlaşmayı getirir. Topluma önderlik eden dört insan, özel olarak seçilen genç kız ve oğlanları sistematik bir biçimde aşağılayarak onlardan yararlanır ve işkence eder... Bir dizi müstehcen öyküyle başlayan bu sefahat dolu işkence, dinsel bir tören havasının ardına gizlenmiştir. Filmin gelişimi cinsel sapıklıktan sadizme, işkenceden ölüme kadar amansızca uzanır. İşkencelerin alacağı bir zevk yoktur, acımaları da... Pasolini'nin son filminde bir ölüm kokusu, çöküş ve umutsuzluk sancıları içinde kıvranan insanlığa soyutlanmış son bir ağıt yatar. Faşizme karşı zehir zemberek bu film, kasvetli bir tür vasiyettir sanki...
Salo ya da Sodom'un 120 günü

1994 yılında Ruanda'daki Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaşta Hutular 3 ay içinde 800.000 Tutsiyi katletmişlerdi. İnsanlık tarihinin bu en büyük soykırımlarından biri esnasında, Birleşmiş Milletler korumasındaki bir Hristiyan misyoner okul ve okulda bulunan 40 kadar Avrupalı kendilerini bir anda katliamın ortasında bulurlar. Okulda eğitim gören Tutsilerle birlikte, çevreden 2500 civarında Tutsi okula sığınırlar. Okulda görevli idealist genç öğretmen Joe ve Katolik rahip Christopher, bu halk için ne yapabileceklerini sorgulamaya başlarlar. Dışarıda onları öldürmek için bekleyen Hutulara karşı korkunç bir süreç işlemeye başlar.
Köpekleri Vurmak

1970'li yıllarda bir Güney Amerika ülkesindeyiz. Açıkça belirtilmese de, ABD'nin desteğiyle kanlı bir askeri darbede bulunan cuntacı General Pinochet'nin Şili'si burası. Genç Amerikalı Charles Horman aniden ortadan kaybolduğunda karısı Beth olayı araştırmak ister ve her kapıyı zorlar ama ABD büyükelçiliği dahil hepsinden geri çevrilir. Oğlunun kayboluşu arkasındaki esrarı aydınlatmak için Charles'ın aslında biraz fazla milliyetçi ve vatansever olan babası Ed de ülkeye gelir. Charles'ın politik bir sebepten "ortadan kaldırıldığını" ve ABD hükümetinin de olayda parmağı olduğunu kendi kabullenmek istemezse de her geçen gün gerçekle biraz daha yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Kayıp

Frantisek Louka (Zdenek Sverak), Çekoslovakya'da devlet konservatuarında çello çalan bir bekardır. Orkestradaki işini kaybedince para kazanmak için cenazelerde çalmaya ve mezar taşlarını boyamaya başlamıştır. Ancak borcu gittikçe büyüyünce arkadaşı Mr.Broz (Ondrej Vetch), Rus bir kadınla evlenmesi için onu ikna eder. Kadın Louka'yla Çekoslovakya vatandaşı olabilmek için evlenir ancak evlendikten sonra Batı Almanya'daki sevgilisine kaçar. Geride bıraktığı beş yaşındaki oğlu Kolya (Andrej Chalimon)'nın anneannesi ölünce, Kolya üvey babasıyla yaşamak için Çekoslovakya'ya gelmiştir. Huysuz ihtiyar Louka ile sevilmeyip de ne yapılası Kolya'nın öyküsü..