

2018 Oscar Nominated Short Films: Live Action
Vizyon Tarihi: 27 Şubat 2018
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
2017 Oscar Nominated Short Films - Live Action

Rusların ve Kübalıların ABD'de bir kasabayı işgal etmesini ve kasaba halkını örgütlemesini buna karşılık bir kaç ABD'li gencin bu işgal ve ihanete kayıtsız kalmayıp bir dağda soğuk ve zorlu şartlarda kendilerince askeri eğitim görmesini konu alır.
Kızıl Şafak

Konuşma öğretmeni James Leeds (William Hurt) duyma sorunu olan öğrencilerine yardımcı olmak amacıyla yeni teknikler uygular ancak okulun sağır temizlikçisi Sarah (Marlee Martlin) ile hiçbir ilerleme kaydedemez. Sarah, zeki ama ironik bir şekilde, dünyanın kimseyi umursamayan çekişmesine adım atmak yerine, güvenli bir şekilde kendi sessiz çevresinde kalmanın daha iyi olacağını düşünmektedir. James, Sarah'ı ikna edip onu sessiz kozasından çıkarabilecek mi?
Başka Tanrının Çocukları

Amerikalı yönetmen Gus Van Sant'in 2003 Altın Palmiye ödüllü ünlü Colombine Lisesi katliamından esinlendiği film, sıradan gençlerin şiddet kullanmalarıyla sona eren sıradan yaşamlarına odaklanıyor. Amerika'da bir lisenin içindeki okul çağının klasik önemli olayları çerçevesinde geçen film, lisede deneyimlenen arkadaş edinme ve sosyalleşme çabaları karşısında yalnızlık temasını da anlatıyor. Sant, bizi, kesinlikle taraf tutmayan, basit bir nedensellik tuzağına düşmeyen bir anlatımla adım adım Columbine Lisesi Katliamı'na götürürüken, aynı zamanda gençlerin suça itilmelerine sebep olan toplumsal hayatı içeriden bir bakışla resmediyor...
Fil

Hayatının baharında, genç ve güzel yüzlü Cesar (Eduardo Noriega) fazlasıyla güvendiği yüzünün şeklini bir kazada kaybedince yıkılır. Bir gün bir partide Sofia (Penelope Cruz) ile tanışır ve ona tutkuyla bağlanır. Lineer bir kurgu yapısına sahip olmayan filmde bir süre sonra Cesar korkunç kabuslarıyla yüzleşecektir * Vanilla Sky bu filmden kopyalanarak yapıldı
Aç Gözünü

Emekliliğine günler kalmış olan saygın psikiyatrist Dr. Jack Mickler (Marlon Brando),Zorro gibi giyinmiş bir genci (Johnny Depp) tam intihar edecekken kurtarır ve çalıştığı Psikiyatri kliniğine getirir. Bu genç kendisinin efsanevi Don Juan olduğunu ve ilk aşkını aramak üzere New York'a geldiğini söylemektedir. Dr.Mickler kendisine tanınan 10 günlük süre içerisinde gencin hayat hikâyesini dinler ve gittikçe onun gerçekten Don Juan olduğuna inanmaya başlar. Bu on gün içinde ondan dinledikleri Dr.Mickler'in de yaşantısını da etkilemeye başlar, eşi Marilyn (Faye Dunaway) ile olan ilişkisi canlılık kazanmıştır. Dr.Mickler kişilerin kendi gerçeklerini yaşamaya çalışmalarının onların deli olmaları anlamına gelmeyeceği sonucuna varır.
Don Juan DeMarco
Film detaylari icin tiklayin...
Jobman

Truffaut’nun sağır ve dilsizler için kurulan bir enstitüde çalışan doktor Itard’ı canlandırdığı filmde, ormanda bulunan ve konuşmayı bilmeyen Victor adlı bir ‘vahşi’nin uygarlığa döndürülme macerası anlatılıyor. Enstitünün sert yöntemlerinin Victor’u daha da uzaklaştıracağını düşünen Itard onu evine almaya karar veriyor.
Vahşi Çocuk

’Sonun Başlangıcı’ ve ’Çizgi Ötesi’ filmleriyle yeteneğini kanıtlayan Joel Schumacher’ın yönetmenliğini üstlendiği ’Öldürme Zamanı’, Güney Amerika’da hala süren ırk ayrımı üzerine bir film gibi gözükse de, işin haraketli yönüne ağırlık veren ve dolayısıyla bir macera filmi olarak tanımlanması daha uygun bir yapım. Mississippi’li bir fabrika işçisi olan Carl Lee Hailey, on yaşındaki kızı Tonya’nın gözü dönmüş iki beyaz ırkçı tarafından saldırıya uğraması sonucunda haklı olarak çok sinirleniyor ve bu iki adamı gördüğü ilk yerde öldürmeye teşebbbüs ediyor. Böylece bir anda ’suçlu’ durumuna düşen Carl Lee, Jake Brigance isimli bir avukatı savunma için tutuyor. Jake’e dava sırasında Ellen Roark isimli genç bir hukuk öğrencisi destek oluyor. Birlikte Klan’ın kirli yüzünü, ve 1860’larda çözülmüş olduğu iddia edilen siyah-beyaz ayrımının hala varolduğunu gören Jake ve Ellen, dava sırasında önemli kanıtlara rastlıyorlar..
Öldürme Zamanı

Birbirlerinden farklı ama ortak olarak hayattan beklentileri olmayan karakterle dolu koca bir sınıf öğrencinin arasında idealist duygularla öğretmenlik yapmaya yeni başlayan Erin'in işi, sandığından da zordur. Farklı ırk ve toplum katmanlarından gelen öğrenciler için okul, sadece yaşları gereği orada bulunmaya katlanmaları gereken bir yerdir.Erin, kendince yöntemlerle onlara yakınlaşmaya çalışsa da bu niyeti daha da büyük tepkilere yol açar. Çünkü öğrenciler, hayatta yüzleştikleri ırksal ve toplumsal acı gerçekleri farkına vararak öğretmenlerinin saf idealizmi bırakmasını isterler. Zaman içinde onlarla iletişim kurmayı başaran Erin, herbiri birbirinden farklı hikayesi olan bu gençleri, kendi hikayelerini yazmaları ve bunu da birbirleri ile paylaşmaları konusunda cesaretlendirir. Basit bir günlük işlevi görmenin ötesine geçen bu yazılar, öğrencilerin hayata tutunmalarını sağlayan bir araca dönüşecektir.