
Travelling avant
Yonetmen: Jean-Charles Tacchella
Vizyon Tarihi: 19 Ağustos 1987
Oyuncu Kadrosu

Thierry Frémont
Nino

Ann-Gisel Glass
Barbara

Simon de La Brosse
Donald
Sophie Minet
Angèle

Laurence Côte
Janine
Luc Lavandier
Gilles

Nathalie Mann
Vicky

Jacques Serres
Roger

Gérard Watkins
Young brawler
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

1939'da Çekoslovakya Nazilerce işgal edilince İngiltere'ye kaçan ve Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne katılıp Almanlar'a karşı savaşan iki Çek pilotun ana karakterlerini oluşturduğu filmin başında 1950 yılında Çekoslovakya'da bir hapishanede yatan ve eski bir SS subayı doktor tarafından tedavi edilen pilotumuzu görüyoruz. Zor da olsa İngiliz yaşam tarzına alışan, göklerde sürekli Alman uçaklarıyla dalaşan, her an ölümle burun buruna gelen ve aynı kadına aşık olan iki arkadaşın bazen komik bazen hüzünlü gelişen öyküsünü anlatan Mavi Dünya, bir aşk ve arkadaşlık öyküsü olmaktan öte, kısmen 1969 yapımı
Dark Blue World

1947 yılında geçen Sophie’nin hikayesi, genç bir yazar olan Stingo’nun ağzından anlatılıyor. Yeni geldiği Brooklyn’de, Polonyalı yahudi Sophie Zawistowski ve sevgilisi Nathan Landau ile arkadaş olan Stingo, tutkulu ama bir o kadar da sorunlu bir aşk yaşayan çiftin ilişkisine tanıklık etmeye başlar. Sophie sürekli olarak kabuslar ve rahatsız edici hayaller görürken sevgilisi Nathan da soykırım takıntısı yüzünden şizofreniye varan şiddetli krizler geçirmektedir. Stingo, kadının koluna damgalanmış numarayı görünce Auschwitz’de yaşadıklarını öğrenmek ister. Sophie hikayesini anlatmaya başladıkça çiftin yaşadıkları sorunların kaynağı da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar: Sophie, kampta Naziler tarafından hayatı boyunca kendisinde derin yaralar bırakacak bir karar almaya zorlanmıştır.
Sophie'nin Seçimi

Asya sinemasının baş tacı olarak kabul edilen Tony Leung, karısının genç ve güzel arkadaşına aşık olan güçlü bir devlet adamıdır. Aralarında yaşanan ilişki, tutku dolu bir aşk ruletine dönüşür. Cinayet ise aşklarını kanıtlamanın tek yolu olacaktır.
Dikkat Şehvet

Genç Paul, ordudan yeni terhis olmuştur ve sivil hayata alışmakta zorlanır. Paul’ün kız arkadaşı kendisine bir pop şarkıcısı olarak kariyer inşa ederken, o hızla değişen kültüre ayak uyduramaz. Hem sosyal hem de siyasi açıdan kendini yabancı hisseder.
Erkek, Dişi

Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi

Mutlak güç, mutlak yozlaşmayı getirir. Topluma önderlik eden dört insan, özel olarak seçilen genç kız ve oğlanları sistematik bir biçimde aşağılayarak onlardan yararlanır ve işkence eder... Bir dizi müstehcen öyküyle başlayan bu sefahat dolu işkence, dinsel bir tören havasının ardına gizlenmiştir. Filmin gelişimi cinsel sapıklıktan sadizme, işkenceden ölüme kadar amansızca uzanır. İşkencelerin alacağı bir zevk yoktur, acımaları da... Pasolini'nin son filminde bir ölüm kokusu, çöküş ve umutsuzluk sancıları içinde kıvranan insanlığa soyutlanmış son bir ağıt yatar. Faşizme karşı zehir zemberek bu film, kasvetli bir tür vasiyettir sanki...
Salo ya da Sodom'un 120 günü

Dokuz yaşındaki Ralphie, yılbaşı hediyesi olarak Daisy Brand Red Ryder 200 atış kapasiteli havalı tüfeğin hayalini kurmaktadır. Ne yazık ki annesi gözüne zarar vereceğini söylerek bu hediyeye karşı çıkmakta, Ralphie de bu tüfeği elde etmenin yollarını aramaktadır. Küçük kardeş Randy ise ayrı bir eğlence kaynağıdır. Aile babası yaşlı adam Mr.Parker ise radyo yarışmasından kazandığı enterasan ödülle gurur duymakta, herkesin bunu görebileceği şekilde sergilemek istemektedir.
Yılbaşı Hikayesi

Bayan Daisy, iyi bir yaşamı olsa da kendisini hiçbir zaman zengin görmeyen ve fakir olduğu günleri unutmayan kendi halinde, eski öğretmen olan yaşlı bir kadındır. Daisy, araba kullanma konusunda sürekli sorunlar yaşamaktadır. Bu sebeple, oğlu Boolie, ona bir şoför tutmaya karar verir ve çalıştığı yerde iyi bir iş çıkaran Hoke Colburn'ü annesinin şoförü olarak işe alır. Ancak Bayan Daisy, bir şoföre ihtiyacı olmadığını düşünmekte ve Hoke'u her seferinde azarlamaktadır. Oysa farklı kişiliklere sahip bu iki insanın aslında birçok ortak yönü vardır. Çıktıkları hayat yolculuğunda, ömür boyu sürecek bir dostluk kuracaklardır.
Bayan Daisy'nin Şoförü

Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.
Teneke Trampet

Fassbinder'in İkinci Dünya Savaşı sonrası kadınlarını işlediği trilojinin ilk filmi (diğerleri Veronika Voss ve Lola). Bu filmle Fassbinder'in ünü Almanya'da ve diğer ülkelerde daha da pekişti. Açılış sahnesinde, Müttefiklerin bombalarıyla yıkılan bir Alman kentinde, Maria ve asker nişanlısı Hermann Braun evlenmektedirler. Yeni evli asker hemen Rus cephesine gönderilir. Maria geride annesi ve kız kardeşiyle yoksulluğun içinde kalır. Kocasından haber beklemekte, her gün ondan gelebilecek haberleri öğrenmek için tren istasyonuna gitmektedir. Bir gün kocasının öldüğü haberini alır ve Amerikan askerlerine hizmet eden bir barda garson olarak çalışmaya başlar. Orada iri yarı siyah asker Bill'le tanışır ve çok az konuşabilmelerine karşın sevgili olurlar. Tam da kocasını unutmak üzereyken, aç ve hadım edilmiş Hermann çıkagelir.