

Mucizevi Dünya: New York, Birleşik Kahramanlar Z
Miraculous World : New York, les héros unis
Yonetmen: Thomas Astruc
Vizyon Tarihi: 25 Eylül 2020
Konu
Parisli genç süper kahramanlar Uğur Böceği ve Kara Kedi bir okul gezisinde New York'u ziyaret eder ve süper kahramanların Amerika Birleşik Devletleri'nde de var olduğunu keşfederler.
Oyuncu Kadrosu

Anouck Hautbois
Marinette / Ladybug (voice)

Benjamin Bollen
Adrien / Chat Noir (voice)

Antoine Tomé
Gabriel / Papillon (voice)

Fily Keita
Aeon / Uncanny Valley (voice)

Céline Melloul
Jess (voice)

Alan Aubert-Carlin
Sparrow (voice)

Fanny Bloc
Alya (voice)

Alexandre Nguyen
Nino / Kim (voice)

Marie Nonnenmacher
Tikki / Sabrina / Alix (voice)

Thierry Kazazian
Plagg (voice)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Gotham Şehri, karanlık, tehlikeli ve gotik! Tek koruyucusu ise çoğunluğu çürümüş durumdaki Polis departmanı. Savcı Harvey Dent ile komiser Gordon’un tüm çabalarına karşın, şehir giderek daha güvensiz bir hale gelmektedir... ta ki Kara Şovalye ortaya çıkana dek.Suçlular çoğunlukla batıl inanç sahibidir, ve korkak... bu yüzden kendisine onların yüreğine korku salacak bir gizli kimlik seçmiştir. O bir yarasadır. Yarasa-adam, Batman!Ödüllü bir gazeteci olan genç ve güzel Vicky Vale, esrarengiz yarasa-adamın sırrını çözmeye kararlıdır. Öte yandan Jack Napier, yanlışlıkla asit kazanına düştükten sonra şehrin psikopat palyaço suç kıralına, Batman’in azılı düşmanı sinirbozucu Joker’e dönüşür.
Batman

Batman efsanesinin devamı olan Batman Başlıyor'da Kara Şövalye Gotham şehrinin iyiliği için her şeyi göze alıyor. Anne ile babasının ölümünün ardından hayal kırıklığına uğrayan miras zengini Bruce Wayne (Christian Bale) adaletsizliğe karşı savaşmak ve korkanlardan beslenenleri korkutmak için dünyayı gezer. Gotham'a geri dönen Wayne, şehri tehdit eden kötü güçlerle gücü, zekası ve bir dizi ileri teknoloji cihazı kullanan maskeli kahraman Batman olarak ortaya çıkar.
Batman Başlıyor

Efsane siyahi dedektifin maceralarını konu alan filmde Samuel L. Jackson başrolde. Bir dönemin umut veren yönetmenlerinden John Singleton, Shaft’ın devam filmiyle karşımızda. Kahramanımız ise 1971 yapımı aynı adlı filmin dedektifinin adaşı ve yeğeni John Shaft (Samuel L. Jackson). New York şehri dedektifi John Shaft’a, Trey Howard’ın (Mekhi Phifer), zengin bir emlakçının oğlu olan Walter Wade, Jr. (Christian Bale) tarafından ırkçı nedenlerle öldürülmesi olayını soruşturma görevi verilir. Shaft, cinayetin görgü tanığı Diane Palmieri’yi (Toni Collette) bulur ama kadın çabucak ortadan kaybolur ve mahkemeye çıkmaz. Wade Jr. kefaletle serbest bırakılır, İsviçre’ye kaçar. İki yıl sonra geri döndüğünde Shaft onu ülkeden ayrıldığı için yeniden tutuklar. Pasaportu elinden alınan Wade Jr., emniyet amirliğinde Dominikli uyuşturucu kaçakçısı Peoples Hernandez’e (Jeffrey Wright) rastlar. Katil zanlısı yeniden kefaletle serbest bırakılınca, Shaft görevinden istifa eder.
Korkusuz

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…
Transamerika

14 yaşındaki kızı Grace'in, çok sevdiği atının sırtındayken kaza geçirmesi üzerine, bir dergi editörü olan annesi Annie, kızının kaderinin atıyla ayrılamaz biçimde bağlantılı olduğunu fark eder ve Atlara Fısıldayan Adamlar olarak bilinen sorunlu atları tedavi etmeleriyle tanınan at uzmanı seyislerden birini bulabilmek amacıyla bir kampanya düzenler. Sonunda Tom Booker (Robert Redford) adlı bir seyisin Montana'da bu işi yaptığını ve çalışmalarıyla adeta efsaneleştiğini öğrenir. Bunun üzerine kızı Grace ile Pilgrim adlı atını yanına aldığı gibi karavanıyla Montana'ya doğru yola çıkar.Tom Booker, bu kaza sonucunda darmadağın olan hayatları kurtarmak için çaba gösterirken şefkatli at bakıcısıyla kızın annesi arasında sevgi çiçekleri filizlenmeye başlayacak ve bunun sonucunda hem harika hem de trajik sonuçlara yol açacak bir aşk doğacaktır.
Atlara Fısıldayan Adam

Sıradan bir lise öğrencisi olan Peter Parker'ın hayatı bir gün bir örümcek tarafından ısırılmasıyla tamamen değişir. Çünkü bu örümcek sıradan bir örümcek değildir, genetik olarak özelikle geliştirilmiş, bilimsel amaçlarla kullanılan bir denektir. Öte yandan olan olmuştur ve Parker'da tuhaf değişiklikler başgöstermektedir.
Örümcek Adam

Sevgilisi Mary Jane'den ayrılan Peter ona gerçek kimliğini açıklayıp açıklamamak arasında kaldığı için oldukça zor bir dönem geçirmektedir. kararsızlık içine düştüğü bu esnada Mary Jane'in, patronun oğlu John'la birlikte olmaya başlaması iyice canını sıkar. Bunlara, halasının mali sıkıntıları ve hayattaki tek dostu Harry Osborne'un, babasının ölümünden kendisini sorumlu tuttuğu için Peterdan uzaklaşması onu depresyonun eşiğine getirmiştir. Bu esnada, yeni düşmanı Doktor Ahtapot'un ortaya çıkmasıyla Peter Parker'ın hayatı içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.
Örümcek Adam 2

Efsanevi Marvel Comics dizisine dayanan filmde, Peter Parker nihayet Mary Jane'e duyduğu tutku ile süper kahramanlık görevleri arasındaki dengeyi kurar. Ancak, ufukta belirmeye başlayan bir fırtına vardır. Peter'ın Örümcek Adam kostümü birden bire değişip siyaha dönüşerek güçlerini pekiştirmeye başlayınca, Peter da değişmeye başlar. Kostümün etkisi altındaki Peter, kibirli ve kendine aşırı güvenli biri olur; en değer verdiği kişileri ihmal etmeye başlar. Bugüne dek en korkulan iki kötü kahraman Kumadam ve Venom benzersiz güçler edinip, intikam ateşiyle yanarken, Peter en büyük savaşını kendi içinde yapmaktadır. Örümcek Adam'ın onu o yapan, onu bir kahraman yapan özelliğini, yani şefkati yeniden keşfetmesi gerekecektir.
Örümcek Adam 3

Los Angeles'ta özel dedektif olan John Constantine'in doğaüstü olaylardaki başarısı yadsınamaz. Bu başarısının, kelimenin tam anlamıyla cehenneme gitmiş ve geri dönmüş olmasıyla yakından ilgisi vardır. Eliyle tutup gözüyle görmediği hiçbir şeye inanmayan polis memuru Angela Dodson, ikiz kız kardeşi esrarengiz bir şekilde intihar edince Constantine ile iş birliği yapmak zorunda kalır. İkili, cenennem yaratıkları ve iblisleri alt edip Los Angeles'ın karanlık sokaklarında yollarını bulmak için birlikte savaş verirler.
Constantine

Patience Philips çok duygusal ve kırılgan bir grafik sanatçısıdır. Çalıştığı Hedare Beauty adlı firma, yaşlanmaya karşı yenilikçi bir ürünü lanse etmeye hazırlanan, dünyaca ünlü bir kozmetik devidir. Utangaç genç kadın, şirkette dönen kirli oyunlardan ve karanlık bir sırdan istemeden haberdar olduğunda bütün hayatı değişecektir.Başına gelen bir takım olaylar sonucu birden fazla anlamda ölümden dönecek ve yeni bir hayata başlayacaktır. Kedi gibi dokuz canlı, atletik, çevik ve güçlüdür. Ayrıca tutkulu ve tehlikeli yanlarıyla da Kedikadın adını alacak olan bu yeni kişiliği, eski Patience'ın tam zıttıdır. Kedi kadın hayatını mahfeden kötücül şirketle olduğu kadar diğer kötülerle de savaşacak ve bunu yaparken aşkın dolambaçlı yollarında da şansını deneyecektir.