

Konu
Yapıtları ve yaklaşımıyla çağdaş bağımsız sinemacıları etkileyen Bela Tarr’ın on yıl aradan sonra çektiği bu ilk film, Alman düşünür Friedrich Nietzsche’nin 1889’da Torino’da kırbaçlanan bir atı boynuna sarılarak kurtarmaya çabalamasıyla başlıyor. Bu mücadelesi Nietzsche’yi öldüğü güne kadar yatağa bağlayacak, dilsiz bırakacak, çaresi bulunmayan bir akıl hastalığına götürecektir. Ancak filmin kahramanı, çiftçi sahibine ayak uydurmaya çalışan yaşlı attır...
Oyuncu Kadrosu

Derzsi János
Ohlsdorfer
Erika Bók
Ohlsdorfer's daughter

Mihály Kormos
Bernhard

Kovács Lajos
Bernhard (voice)

Mihály Ráday
Narrator (voice)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Stallion Road
Film detaylari icin tiklayin...
Yellowtail

Maria ve Ingvar, İzlanda'daki bir çiftlikte koyun sürüleriyle birlikte yaşayan bir çiftir. Onların hayatı, gizemli bir kuzu bulmalarıyla bambaşka bir hal alır. Çift, yeni doğan kuzuyu yanlarına alıp, onu büyütmeye karar verir. Kuzunun ailelerine katılması, çifti fazlasıyla mutlu eder ancak çok geçmeden hayatları alt üst olur.
Kuzu

Film detaylari icin tiklayin...
Frei nach Plan

FBI ajanı Warren Stantin, kurnaz bir katili yakalamak için Pasifik Kuzeybatı'nın vahşi dağlarına gider. Şehir yaşamına alışkın olan Stantin, bu kez bilinmeyen orman patikalarında mücadele eder ve uzman iz sürücü Jonathan Knox'tan yardım almak zorunda kalır. İkili, başlangıçta anlaşamasa da hayatta kalmak için birlikte çalışır. Ancak durum daha da kötüleşir: Katil, Knox'un sevgilisi Sarah'ı rehin alır!
Amansız Takip

Üç yıllık sürgünün ardından evine geri dönen genç kadın ustası tarafından kuzenini ve beşik kertmesini öldürmesi için görevlendirilince kuzeni ve onu yetiştirenlere duyduğu sadakat arasında seçim yapmak zorunda kalır. Genç kadın 13 yıl sonra ailesiyle, anılarıyla ve uzun yıllar bastırdığı duygularıyla yüzleşecektir. Rahibenin kölesine dönüşen Yinniang'ın iki seçeneği vardır: Ya sevdiği adamı feda edecektir ya da erdemli suikastçıların kutsal yolundan sonsuza dek sapacaktır.
Suikastçı

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...
Arzunun Kanatları

Mevsimler ve doğanın o kusursuz çağrısı, yarattığı teslimiyet arzusu belki de başka hiçbir şeyde benzeri olmayan…Yüzen bir ev ki doğaya dair ne varsa muhteşem olan onu çevrelerken o göl ortasında yüzmekte. Yaşlıca bir rahip ve kendisine refakat eden diğer genç-çocuk rahip adayı.Yaşlı rahip, ona her şeyi bilgelikle ama bir o kadar da doğal bir akış içinde öğretir. Bu şekilde geçip giden mevsimler ile büyüyen çocuğun geçirdiği evrim, son derece doğal bir ahenk içinde ilerlerken sıra artık büyümüş olan çocuğun öğrendiklerini gerçek hayata nasıl yansıtacağını görmeye gelir. Ufak yaştan beri öğretilen erdemlere rağmen asıl öğretimin hayatın kendisi tarafından yapıldığının farkında olan bilge rahip için ise bekleme ve görme zamanıdır. Gerçek bir görsel şölen olarak beyazperdeye yansıyan ve gösterildiği bütün festivallerde büyük beğeni ile karşılanan bir film.
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış... Ve İlkbahar

Zamanını kasabanın bilardo salonunda geçiren işsiz güçsüz Rusty James, yıllardır Kaliforniya'da bir nevi sürgün hayatı yaşayan ağabeyi Boy'un dönmesini beklemektedir. Çete savaşlarının karizmatik lideri Boy, Rusty için hep bir rol modeli olmuştur. Boy gerçekten de döner ama işler Rusty için daha iyiye gitmez. Çünkü hem gençler arasında çete savaşlarının dönemi kapanmaktadır yavaş yavaş hem de dünya iki kardeşin birlikte büyüdüğü dünya değildir. Hem dışarda, hem de kendi içlerinde!
Siyam Balığı

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...