

Peau de banane
Yonetmen: Marcel Ophüls
Vizyon Tarihi: 18 Ocak 1963
Oyuncu Kadrosu

Jean-Paul Belmondo
Michel Thibault

Jeanne Moreau
Cathy / Mme Volney

Claude Brasseur
Charlie Meyer

Jean-Pierre Marielle
Paul Reynaldo

Gert Fröbe
Raymond Lachard

Alain Cuny
Hervé Bontemps

Paulette Dubost
Germaine Bontemps

Henri Poirier
Antoine
Bob Morel
un truand

Charles Regnier
le vrai Bontemps
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.
Şeytan Marka Giyer

Stephane Miroux uyku halindeyken 'Stephane TV'nin karizmatik sunucusudur. Kartondan yapılma kameralar karşısında 'Uyku Bilimi' hakkında yorumlar yapar. Gerçek yaşamındaysa Paris'teki bir takvim yayıncılık şirketinde sıkıcı bir işi vardır. Aynı apartmanda karşı dairede yaşayan Stephanie (Charlotte Gainsbourg) adlı güzel kıza ilgi duyar. Stephanie ilk anda Stephane'den etkilendiği halde sonradan çocuksu tavırlarını ve gerçeklikle zayıf bağlantısını görünce kafası karışarak uzaklaşır. Stephane'ın kaba kişilikli bir insan olan iş arkadaşı Guy, bu işin çözümünün karşıt cinste olduğu önerisinde bulunur ama Stephane onun öğütlerini dinleyemeyecek kadar bulutların üzerindedir. Stephanie'nin kalbindeki sırları uyanıkken çözmeyi başaramayan Stephane, cevaplarını rüyalarında aramaya başlamıştır...
Rüya Bilmecesi

Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helskinki... Birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar, bu şehirlerin birçok ortak öğeleri vardır. Bunlardan bir tanesi de elbette ki sokakları gündüz-gece turlayan taksi şoförleridir. Beş şehirde, beş farklı taksi şoförü, müşterileriyle ilginç bir yolculuğa çıkacaklardır. Los Angeles'ta taksiyle evine giderken iş bağlamaya çalışan bir menajer, aradığı yıldızı taksi şoföründe keşfeder… New York'ta palyaçoya benzeyen ve şair gibi konuşan Alman bir taksi şoförü direksiyonu müşterisine bırakır… Paris'te yakışıklı Afrikalı bir adamın taksisine binen kör bir kadın arasında beklemediği bir etkileşim olur… Roma'da arabasına binen rahibe günah çıkarmaya çalışan şoför, müşterisinin ölmek üzere olduğunun farkında bile değildir…
Dünyada Bir Gece

Charlie, Paris’ten arayıp Fransız güzeli Juliette’e aşık olduğunu itiraf ettiğinde nişanlısı Kate, onu geri kazanmak için uçuş korkusunu yenip Paris’e gelmeye karar verir. Uçakta yanında oturan Luc, her ne kadar gizlemeye çalışsa da aslında bir hırsızdır ve çaldığı mücevherleri Kate’in çantasına saklar. Paris’te mallarını geri almak isteyen Luc, eski nişanlısını tekrar kazanmak isteyen Kate ve belki de Luc’tan hoşlanmaya başlayan Juliette arasında seyre değer bir oyun başlar.
Fransız Öpücüğü

Tati'nin cins kahramanı Bay Hulot kayın biraderinin ultramodern evine ve de plastik hortum üreten steril bir fabrikaya düşmesiyle tuhaf bir durum komedisi çıkartıyor. Hulot serisinin mekanikleşmiş yaşamı nefis bir şekilde hicveden bu ikinci filmi ile Tati hem yönetmen hem de oyuncu olarak karşımızda.
Amcam

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye
Oyunun Kuralı

Lorelei ve Dorothy taşradan büyük şehire gelmiş iki genç kadındır. Bir müzikholde dansçılık ve şarkıcılık yapan bu iki genç kadın Paris'e giden bir transatlantikte iş bulurlar. Çok geçmeden Lorelei ve Dorothy'nin etrafını zengin adamlar sarar. Zengin bir koca bulmayı isteyen Lorelei ve Dorothy aşkın anlamını öğreneceklerdir.
Erkekler Sarışınları Sever

Jacob, bir hahamdır ve uzun yıllar sonra Fransa'ya dönmeye hazırlanır. Amerika'da yaşadığı süre boyunca çok sevilmiştir. Ancak bir gün, Schmolls ailesi onu bir kutlama için davet eder. Otuz yılın ardından Fransa'ya gitme zamanı gelmiştir. Bu sırada, kaba ve bağnaz bir karakter olan Victor, ertesi gün evlenecek olan kızı için Normandiya'ya doğru yola çıkar. Yolda şoförüyle birlikte kaza yapar ve arabaları göle düşer. Yahudi şoför, Victor'a yardım etmeyince Victor onu kovar. Bu arada, Arap lider Mohamed Larbi Slimane kaçırılmıştır. Victor, istemeden de olsa Slimane'ye yardım eder ve onu kurtarır. Bu ikili, polis ve katillerden kaçarken kimliklerini gizlemek için Haham Jacob ve arkadaşı Haham Samuel'e saldırır. Kıyafetlerini ve sakallarını çalarlar. İşte bu kimlik değiştirme, son derece eğlenceli ve bol kahkahalı olayların başlangıcı olacaktır.
Papaz Kaçtı

Film detaylari icin tiklayin...
Une sirène à Paris

Quinn (Simon Helberg) çok uzun süredir birlikte olduğu Devon (Melanie Lynskey) ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak teklifte bulunmaya hazırlanırken güzel iş arkadaşı Kelsey (Maggie Grace) ona olan aşkını belli edince işler değişir. Ne var ki Kelsey ile birlikteliği uzun sürmez, hayatının aşkını ikna edebilmek için Quinn'in okyanusu aşıp Paris'e gitmesi gerekecektir. Filmin hikayesi, Simon Helberg'in gerçek hayattaki evlilik hikayesinden esinlenmiş.