

Büyük Felaket: Asit Yağmuru
Acide
Yonetmen: Just Philippot
Vizyon Tarihi: 20 Eylül 2023
Konu
Sıcak hava dalgasının ardından beliren uğursuz bir bulutun geçtiği yerleri asit yağmuruna maruz bırakmasıyla bu felaketten kaçmanın yollarını arayan bir aileyi merkezine alıyor.
Oyuncu Kadrosu

Guillaume Canet
Michal

Laetitia Dosch
Elise

Patience Munchenbach
Selma

Felicia Talluto
Rescapée

Marie Jung
Deborah

Suliane Brahim
Karin

Martin Verset
William
Martial Rollin
Tom

Valentijn Dhaenens
Volontaire secours

Céline Groussard
Infirmière belge
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

13 yüzyıl İskoçyası. İngiliz Kralı Edward, İskoçya'yı da krallığına katmak istemektedir. İngiliz soylularına Prima Nocta, yani topraklarında evlenen her kadınla ilk geceyi geçirme hakkını vererek İskoç halkının ayaklanmasına sebep olur. Çocukken ailesini ve yakınlarını özgür İskoçya uğruna kaybeden William Wallace, yıllar sonra karısı da öldürülünce halkı organize etmeye ve İngilizleri topraklarından atmaya karar verir.
Cesur Yürek

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...
Arzunun Kanatları

Fransız yazar Jules Verne'in ilk kez 1870 yılında yayımladığı Vingt Mille Lieues Sous Les Mers (Denizler Altında Yirmi Bin Fersah) adlı bilimkurgu romanından uyarlanmıştır.
Denizin Altında 20.000 Fersah

Güçlü Maya Krallığı, gittikçe yayılan şehirler kurarak, gökyüzünü delen piramitler yaparak ve olağanüstü kültürel ve bilimsel başarılar elde eden etkileyici gelişmiş bir toplum inşa ederek Amerika’da 1000 yıldan fazla bir süre hüküm sürdü. Ondan sonra, tarihin ışıltısı içinde, bu dünya çöktü. Bütün bunlardan geriye kalan ormanlarla kaplı birkaç piramit ve boşuna umut veren bir gizem oldu. Şimdi, Maya uygarlığının sona ermesinden 500 sene sonra, yönetmen Mel Gibson, felaketin kıyısındaki bir dünyada kendisi için en fazla önem taşıyan şey olan ülkeyi kurtaracak olan bir adamın macerası üzerine kurulan belirli bir zamanı olmayan bir efsanede olduğu gibi her şeyi gözler önüne seren modern bir film macerası yaratmak için asla keşfedilmemiş bu ülkeyi derinlemesine araştırıyor.
Apocalypto

Film, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde, küçük ve dağlık bir İtalyan köyü olan Vermiglio'da geçmektedir. Ordudan kaçarak köye sığınan suskun bir Sicilyalı askerin gelişi, bir dizi dramatik ve sonucu ağır olayın fitilini ateşler. Asker, burada geçirdiği süre boyunca taşralı bir ailenin en büyük kızıyla bir aşk yaşamaya başlar.
Vermiglio

Üç nesildir gardiyanlık yapan ve idam mahkumlarının infazında efsaneleşmiş bir aile... 11 yıldır ölümü bekleye bir suçlu... Ve 11 yıldır her gün onunla birlikte ölen karısı ve oğlu... İdama mahkum olan Lawrence Musgrove, karısı Leticia (Hale Berry) ve oğlu tarafından son kez ziyaret edilir. Mahkum'un infaz hazırlıkları ile ilgilenen ölüm mangasının başı, Hank (Bill Bob Thornton) ile ekibe yeni katılan oğlu Sonny (Heath Ledger) arasında mahkumun "son yürüyüşü" sırasında, Sonny'nin yaptığı işi sorgulayıp bir bunalım geçirmesi yüzünden, büyük bir tartışma çıkar. Tartışmanın sonu bir felaketle sonuçlanır ve Sonny intihar eder. Tüm dünyası bir anda altüst olan Hank, her şeyi geride bırakıp görevinden istifa eder. Kocasının ölümünün ardından Leticia, Hank'ın devamlı gittiği kafeteryada garsonluk yapmaya başlar ve hayatın sillesini yemiş bu iki insanın yolları tuhaf bir şekilde kesişir...
Kesişen Yollar

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.
Marie Antoinette

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.
Mississippi Yanıyor

Tracy, iki örgülü, gelecek vaad eden, hâlâ ayıcıklarla ve Barbie bebekleriyle oynayan bir yeni ergendir. Fakat çevresinde sürekli cinsellik üzerinden yaratılmış bir atmosfer vardır; özellikle liseye başlamasıyla bu cinsellik söylemi, üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya başlar. Tracy ilk başlarda, bu ortama uyum göstermekte zorlanır. Bir yandan Evie Zamora gibi çok popüler, bir manken kadar güzel ve çekici, kendini beğenmiş, tüm erkekleri peşinden koşturmayı başaran kızları anlayamamaktadır; bir yandan da onların dünyasına dahil olmak istemektedir. Evie'yle arkadaş olması, Tracy'nin olmayı hayal ettiği gibi biri olmasını sağlar, zamanla popüler olmak için neler yapması gerektiğini öğrenir ve herkesin ilgisini çeker. Ancak geçirdiği değişim sonucu, artık başka biri haline geldiğini, kendisine yabancılaştığını fark edecektir.
Onüç

1983 yapımı Larry McMurtry'nin kitabından James L. Brooks tarafından sinemaya uyarlanan bu film ile En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü, En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'nü ve filmin yapımcısı olarakta En İyi Film Akademi Ödülü kazanmıştır. James L. Brooks'un 30 yıllık sevgi dolu ilişkisinin senaryolaştırılmış versiyonunda, Shirley McLaine ve Debra Winger son derece dokunaklı unutulmaz bir anne kız ilişkisinde izliyoruz.