

Karanlıktaki Fısıltılar
The Whisperer in Darkness
Yonetmen: Sean Branney
Vizyon Tarihi: 12 Mart 2011
Konu
H. P. Lovecraft'ın 1931 yılında yazdığı aynı adlı romanından uyarlanan filmde, gizemli yaratıkların dünyayı istila girişimi anlatılıyor.
Oyuncu Kadrosu

Matt Foyer
Albert Wilmarth

Autumn Wendel
Hannah Masterson

Stephen Blackehart
Charlie Tower

Barry Lynch
Henry Akeley

Matt Lagan
Nathaniel Ward
Paul Ita
Farmer
Andrew Leman
Charles Fort

Annie Abrams
Aviatrix
Lance J. Holt
Davis Bradbury
Joe Sofranko
George Akeley
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Tıp öğrencisi Herbert West (Jeffrey Combs), ölüleri diriltmenin sırrını bulduğuna inanıyor! Parlak ama çılgın bilim insanı, geliştirdiği yeşil bir serumla cesetleri yeniden canlandırıyor. Miskatonic Üniversitesi’nde oda arkadaşı Dan Cain (Bruce Abbott) ve sevgilisi Megan (Barbara Crampton) ile birlikte, West’in deneyleri korkunç ve kanlı sonuçlara yol açıyor. Ölüler diriliyor, ancak kontrolden çıkmış zombiler olarak! Dr. Hill (David Gale) gibi rakipler, West’in sırrını ele geçirmek için her şeyi göze alırken, morg bir kaos ve dehşet sahnesine dönüşüyor. H.P. Lovecraft’ın hikayesinden uyarlanan bu kült korku klasiği, komik ve çılgın sahnelerle dolu!
Ölümden Dönenler

Cris’in özel yeteneği birkaç dakika sonra olacakları görebilmesidir. Onun bu gücünü kullanmak isteyen hükümetten kaçmak için, Vegas’ta takma bir ad hayatına sihirbazlık yaparak devam etmektedir. Bu özel yeteneği ona kumar masalarında da yardımcı olur. Anti - terör ajanı Callie, Cris’in bu özelliğini kullanmak ister. Tabi terörist grup da aynı nedenlerden Cris’i öldürmek istemektedir.
Next

Bir reklam şirketinde çalışan Laura Hunt'un öldürülmesi üzerine cinayeti Mc Pherson adında bir dedektif inceler, şüpheli olarak ilk başta Laura ile evlenmeyi düşünen Carpenter ve Laura'nın kariyerinde ve hayatında büyük rolü olan Lydecker'dir.. Fakat dedektif bir gece Laura'nın odasındayken odanın kapısı açılır ve dedektifin tahmin edebileceği en son kişi içeri girer ve cinayetin seyri tamamen değişir...
Kanlı Gölge

İngiltere'ye yeni dönen bir kadın, daha ilk günün arifesinde küçük kızını kaybeder. arama tarama çalışmaları fayda vermeyince olaya polis de dahil olur. ancak sorun şudur ki kimse kadının yanında bir kız çocuğu görmemiştir. böylece insanların aklında yavaş yavaş böyle bir kız çocuğu gerçekten var mıydı şüphesi uyanmaya başlar... Hem Otto Preminger hem de eleştirmenler tarafından önemsiz bir film olarak kabul edilmiştir. Ama bir kült klasiği olmayı başarmıştır.
Küçük Kız Kayboldu

Polis tarafından izlenen Jonathan Cooper, Kraliyet Tiyatro Akademisi'nde ümit vaad eden bir oyuncu öğrenci olan eski sevgilisi Eve Gill'in evine sığınıyor. Suç mahallinden kaçarken görülen Cooper, masum olduğunu iddia ediyor. Aktris Charlotte Inwood'un kocasının ölümünün üstüne yıkılmaya çalışıldığı, bunda da kadına olan tutkusundan yararlanıldığı konusunda ısrar ediyor. Eve, Jonathan'ın öyküsüne inanıyor ama polisin ona inanmayacağının da farkına varıyor; bu yüzden dedektifi oynamaya karar veriyor. Hizmetçi kılığına giriyor, Charlotte'nin güvenini kazanıyor ve gerçek bir dedektifin, müfettiş Wilfred Smith'in yardımıyla, Charlotte'nin katil olduğunu neredeyse kanıtlıyor.
Sahne Korkusu

Winston Smith, Büyük Birader'in kesintisiz gözetimi altındaki totaliter ve sefil durumdaki Oceania'ya katlanmaktadır. Fakat aşık olma ve özgür düşünme suçunu işleyinde hayatı tehlikeli bir döneme girer. "Aşk bakanlığı"na gönderilen Winston orada kendisinin düşüncelerini kontrol etmek ve ruhunu paramparça etmek için hazır bekleyen serinkanlı ve güvenilmez biri olan O'Brien'ın insafına kalır.
1984

"İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü", FBI Ajanı Chet Desmond'ın Teresa Banks adlı genç bir garson kızın cinayetini soruşturması ile başlıyor ve ertesi yıl Twin Peaks kasabasında işlenen yeni bir cinayetle sürüyor. Gündüzleri sıradan bir lise öğrencisi olan Laura Palmer, gecelerini uyuşturucu parası için fahişelik yaparak geçirir. Laura ve arkadaşlarının verdiği bir seks partisi Twin Peaks kasabasında asla unutulmayacaktır.
İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü

Hep rahat bir hayatı düşlemiş olan güzel garson Slim, bir gün Mitch ile tanışır. Yakışıklı ve zengin bir adam olan Mitch, kusursuz bir koca gibi gözükmektedir. Evlenirler ve küçük bir kız çocukları olur. Slim, bu arada kocasının bir metresi olduğunu keşfeder. Bu konuyu bildiğini belli ettiğinde, kocası birden bire değişir. Mitch'in uygulamaya başladığı katı kurallar ve baskı yüzünden özgürlüğünü kaybeden Slim'in kaçmaktan başka çaresi kalmaz.Güçlü bir adam olan Mitch, Slim'in peşini bırakmaz. Sürekli onu takip eder ve avukatlarıyla yasal yolları da ona karşı kullanarak çocuğu elinden almaya çalışır. Kaçmanın ve yasal yolların bir çözüm olmadığını gören Slim, çılgın kocasından kurtulmanın, onu kendini korurken öldürmek olduğunu düşünerek yakın dövüş kurslarına başlar.
Yeter

Akıl hastası bir avcı, kendi zevki için bir grup kazazedeyi avlar.
En Tehlikeli Oyun

Küçük bir balıkçı kasabasında doktorluk yapan Matt ve okul korosunu çalıştıran karısı Ruth'un üniversite öğrencisi oğulları Frank ile birlikte sürdürdükleri mutlu bir yaşamları vardır. Frank kasabada yaşayan iki çocuklu, dul Natalie ile aşk yaşamaya başlar. Önceleri bunun geçici bir heves olduğunu düşünen Matt ve Ruth, oğullarının Natalie yüzünden okulunu bırakma kararı alması üzerine Frank'i engellemeye çalışırlar. Ancak Frank bu konudaki kararını değiştirmemekte ısrarlıdır. Natalie'nin sorunlu biçimde ayrıldığı eski kocası Richard, Frank'i kendi evinde, halen karısı olan Natalie'yle birlikte bulduğunda öfkelenip saldırganlaşır ve Frank'i yaralar. Richard ve Frank arasındaki düşmanlık böylece keskinleşir * İnsana kendini, insanlığını ve değerlerini sorgulatan bir film * Başroldeki oyuncularının performanslarıyla zenginleşen In The Bedroom sekiz dalda Oscar’a aday gösterilmişti.