

Operadaki Hayalet
The Phantom of the Opera
Yonetmen: Rupert Julian
Vizyon Tarihi: 29 Haziran 1925
Konu
Paris Operası’nın başrol oyuncusu Carlotta bir hayaletin onu işi Christine adlı koro elemanına bırakması için tehdit ettiğini iddia ederek işi bırakır. Operadakiler buna inanmazken, Christine yüzünü maske ardına saklayan bu gizemli kişiyle tanışmıştır bile.Operanın yönetmeni Raoul ile birlikte olan Christine, hayaletin isteği üzerine ondan ayrılır. Hayalet ile sık sık yeraltında buluşan Christine, bu küçük sırrı tüm operadan saklarken, onu keşfetmeye başlamıştır.Sessiz olarak çekilen film, Gaston Leroux’un romanından uyarlanmış ve o yıllarda oldukça ses getirmişti.
Oyuncu Kadrosu

Lon Chaney
Erik, The Phantom

Norman Kerry
Vicomte Raoul de Chagny

Mary Philbin
Christine Daaé

Arthur Edmund Carewe
Ledoux

Gibson Gowland
Simon Buquet

Snitz Edwards
Florine Papillon

John St. Polis
Comte Philip de Chagny

Virginia Pearson
Carlotta

Olive Ann Alcorn
La Sorelli (uncredited)
Betty Van Allen
Ballerina (uncredited)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
帝都大戦

Annelerinin gizemli ölümünden sonra bilinmeyen bir hastalığa yakalanan iki kız kardeş hastaneye yatırılır. Tedavileri tamamlandıktan sonra eve dönen kardeşler, babalarının yeni eşi olan Eun-joo isimli üvey anneleriyle anlaşamaz. Zaman zaman üvey annelerinin garip davranışları ve kardeşlerin hastalığının tekrarlaması evde huzursuzlık yaratır. Ayrıca babalarının olaylara tepkisiz kalışı ve labirenti andıran yapısıyla yaşadıkları ev, kızları tedirgin etmeye başlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de doğaüstü olayların meydana gelmesi, gerilimi arttıracaktır...
Karanlık Sırlar

14. yüzyılda Japonya'da geçen hikayede savaşa giden ve geri dönmeyen bir adamın annesi ve karısı bataklıkta yolunu gözlemeye başlar. Yoldan geçen askerleri öldürüp eşyalarını çalarak yaşayan kadınlar, bir gün gizemli bir adamla tanışır. Adam onlara boşuna beklememelerini çünkü yaşlı kadının oğlunun çoktan öldüğünü söyler. Bu haber taze gelini üzdüğü kadar, duygularını da harekete geçirir. Arzuları yeniden alevlenen genç kadın ile bu yabancı buluşup sevişmeye başlarlar. Fakat gelinin bu adamla birlikte olmasını kıskanmaya başlayan yaşlı kadın onları rahat bırakmayacaktır. Her şey yaşlı kadının bir maske bulması ile farklı bir yöne sürüklenecektir.
Şeytan Kadın

Film detaylari icin tiklayin...
Jonathan

Film detaylari icin tiklayin...
Darkest Night

1956'da Don Siegel, 1978'de ise Philip Kaufman tarafından sinemalaştırılan, Jack Finney'in klasik yapıtının üçüncü uyarlaması... Bir askeri üste görev alan Steve (Kinney), civardaki kampa da karısı Carol (Tilly), oğlu Andy ve ölen ilk karısından olan kızı Marti'yi (Anwar) getirir. Kendini işine veren Steve, annesinin ölümünden sonra toparlanamayan Marti'deki değişimi fark edemez. Bir gün, Marti'nin yanına yaklaşan bir zenci, ona "Seni uykunda yakalayacaklar!" uyarısında bulunur. Kamp doktoru (Whitaker) da pek çok kişinin, hayali saplantılar içinde olduğunu fark etmiştir. Kasaba sakinleri, gittikçe garipleşmeye başlar. Çoğu, gözleri boş boş bakan ve insani tepki göstermeyen robota dönüşmüş, geri kalanlarsa korku ve dehşet içinde yaşamaya başlamıştır.
Parazit

Dallas’tan Washington’a kadar semaları aydınlatan devasa bir patlama, Patriot adlı uzay mekiğinin parçalanmasına ve ABD’nin üzerine yağmur gibi yağmasına neden olur. Yetkililer durumu kontrol altına almakta çabuk davransalar da, mekiğin enkazı üzerine bulaşmış bir maddeyle ilgili hikayeler yayılmaya başlar; hem uzayın aşırı soğuğuna, hem de dünya atmosferine girerken ortaya çıkan aşırı ısıya dayanıklı bir maddedir bu. Ve ona ilk temas edenler ilk değişenlerdir…
İstila

Film detaylari icin tiklayin...
Do Not Enter

Film detaylari icin tiklayin...
Der Würger von Schloss Blackmoor

Mutlak güç, mutlak yozlaşmayı getirir. Topluma önderlik eden dört insan, özel olarak seçilen genç kız ve oğlanları sistematik bir biçimde aşağılayarak onlardan yararlanır ve işkence eder... Bir dizi müstehcen öyküyle başlayan bu sefahat dolu işkence, dinsel bir tören havasının ardına gizlenmiştir. Filmin gelişimi cinsel sapıklıktan sadizme, işkenceden ölüme kadar amansızca uzanır. İşkencelerin alacağı bir zevk yoktur, acımaları da... Pasolini'nin son filminde bir ölüm kokusu, çöküş ve umutsuzluk sancıları içinde kıvranan insanlığa soyutlanmış son bir ağıt yatar. Faşizme karşı zehir zemberek bu film, kasvetli bir tür vasiyettir sanki...