

Oyuncu Kadrosu
Moné Geldenhuis
Leo
Natascha Nakuumba
Gatsby
Rendani Moyo
Bijou
Claudelle Botha
Lexington
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Siyasi entrikaların imparatorluk mahkemesine sızıp da her yere bir hastalık gibi yayıldığı Orta Çağ döneminde Danimarka’da sistem çürümüş durumdadır. Adalet, krallığın içinde bile korunamamakla birlikte, en güvenilir eller bile birbirlerinin sırtına bıçak saplayabilecek kadar sinsidir. Her şeye rağmen, kraliçenin en sevdiği hizmetçisi Ophelia, kendince keyifli bir yaşam sürmektedir. Ophelia’nın bu sakin ve soyutlanmış dünyası, ülkenin karizmatik ve zorlu prensi Hamlet’e ilgi duymaya başlamasıyla birlikte değişir. Onların gizli aşk ilişkisi hızla ilerlerken, büyük bir ihanet sarayı sarsar, ilişkilerini rayından çıkarır ve kraliyet ailesini derinden yaralar. İstekleri ile sadakati arasında sıkışmış olan Ophelia, adanmışlığının nihayetinde nerede duracağına karar vermek zorundadır.
Ophelia

Tracy Chevalier’in romanından uyarlanan film, Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in “İnci Küpeli Kız” tablosunun yaratılış sürecini çevreleyen olayları anlatır. Tablodaki kız hakkında çok az şey bilinmektedir. 1665 yılında Hollanda'sında geçen bu filmde on yedi yaşındaki Griet (Scarlett Johansson) babası bir iş kazasında kör kalınca ailesini geçindirmek için çalışmak zorunda kalır ve ressam Johannes Vermeer'in (Colin Firth) evinde hizmetçiliğe başlar. Griet, zamanla evli olan bu ressamın ilgisini çeker. Vermeer, onun yetiştirilme tarzı, eğitim düzeyi ve sosyal konum açısından çok farklı olmasına rağmen, renkler ve ışığı algılama kabiliyetini farkederek onu resimlerinin gizemli dünyasına çeker. Bu ortak yönlerinden dolayı aralarındaki hizmetçi-efendi ilişkisi yerini yakınlaşmaya bırakır.
İnci Küpeli Kız

Shakespeare'in Macbeth'inin ortaçağ Japonya'sına uyarlaması olan film, imparatorluk-derebeylik içindeki hırs mücadelesini işliyor. Lord Washizu ve Lord Miki, büyük bir askeri zaferin ardından Cobweb ormanında kaybolurlar. Burada Washizu'nun geleceğinde görkemli şeyler gören, Miki'nin soyundan gelecekler için daha da görkemli şeyler tahmin eden gizemli bir yaşlı kadınla karşılaşırlar. Hırslı eşinin de kışkırtmasıyla Washizu İmparator'u öldürmek pahasına da olsa bu kehanetin daha da fazlasını gerçekleştirmek için planlar yapmaya girişir.
Kanlı Taht

Hayatını kılıcıyla kazanan Lancelot’un güzeller güzeli Lady Guinevere ile karşılaştığı gün onun bir anlamda kaderinin de mühürlendiği gün olur. Lady Guinevere’i bir saldırıdan kurtaran ve ilk görüşte ona aşık olan Lancelot kısa bir süre sonra yeniden karşılaştıklarında güzel kadının kalbini kazanmak için her şeyi yapmaya hazır olduğunu anlayacaktır. Ne var ki farkında olmadığı bir ayrıntı vardır. Lady Guinevere İngiltere’nin en kudretli adamının, Kral Arthur’un nişanlısıdır. Kral tarafından yuvarlak masa şövalyeleri arasına davet edilen Lancelot bir yandan bu son derece onurlu görev için hayatını bile feda edecek kadar bağlılık duyarken, bir yandan da kalbine söz geçiremeyecek denli aşıktır.
İlk Şovalye

Zengin sanayici Phillip Stevens'ın özel Boeing 747'si, Florida'dan Washington'a uçarken Bermuda Şeytan Üçgeni yakınlarında düşer ve okyanusun derinliklerinde batar. Uçakta Stevens'ın sanat koleksiyonu ve seçkin davetliler vardır. Kaza, kaptan Don Gallagher'in (Jack Lemmon) hatalı navigasyon ve yoğun sis nedeniyle bir petrol platformuna çarpmasıyla gerçekleşir. Batık uçakta mahsur kalan yolcular, oksijen ve zaman tükenirken panikle mücadele eder. Don ve mürettebat, su basmasını önlemeye çalışırken, denizaltı kurtarma ekibi (James Stewart ve Christopher Lee) ile iletişim kurmaya çalışır. Basınç ve su sızıntıları arasında hayatta kalmak için mücadele eden yolcular, kurtarma ekiplerinin ulaşmasını bekler.
Kartal Battı

Film detaylari icin tiklayin...
Ni pour, ni contre (bien au contraire)

Film detaylari icin tiklayin...
Вкус победы

İkiz kardeşler Delphine ve Solange, doğup büyüdükleri küçük kasaba Rochefort’tan çıkıp, büyük şehirde aşkı ve zenginliği bulma hayalleri kurar. Ayrılma planları yaparken, karnavalda şarkıcı olarak işe başlarlar. Tek bir hafta sonu, gönül işleriyle onların planlarını bozmaya yeter.
Tatlı Günler

Film detaylari icin tiklayin...
And Then There Was You

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.