

Fremont
Yonetmen: Babak Jalali
Vizyon Tarihi: 25 Ağustos 2023
Konu
Prömiyerini yaptığı Sundance'te tatlı bir sansasyon yaratan Fremont, eleştirmenlere göre "Jim Jarmusch filmlerine benzer bir hava estiren", soğukkanlı bir mizahla duygusallığı bir potada eriten, küçük bir bağımsız Amerikan filmi. Gerçek hayatta da Afganistan göçmeni olan Anaita Wali Zada, eskiden ABD ordusunda çalışan 20'li yaşlarındaki Afgan çevirmen Donya'yı canlandırıyor. Kendisi gibi göçmenlerle birlikte aynı binada oturan Donya, yalnız geçen heyecansız hayatını bir düzene sokmak için çaba gösteriyor. Çin işi fal kurabiyeleri üreten bir fabrikada kendisinden falları yazması istendiğinde hayatı değişiyor. Beklenmedik bir aydınlanma anında, dünyaya kurabiyelerin içinde mesajlar göndermeye karar veriyor. Edinburgh Film Festivali'nin kapanış filmi olan Fremont, Londra'da yaşayan İranlı ödüllü yönetmen Babak Jalali'nin dördüncü uzun metrajlı filmi.
Oyuncu Kadrosu

Anaita Wali Zada
Donya

Jeremy Allen White
Daniel

Gregg Turkington
Dr. Anthony
Hilda Schmelling
Joanna
Siddique Ahmed
Salim
Taban Ibraz
Mina
Avis See-tho
Fan
Timur Nusratty
Suleyman
Eddie Tang
Ricky
Jennifer McKay
Lin
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Danny Zuko ve Sandy Olsson, kusursuz bir yaz aşkı yaşamıştır. Yaz biter ve ikili, okullarına başlamak üzere ayrılırlar. Danny, Rydell'deki ilk gününde, "cool" deri ceketli serseri çetesi T-Birds'ün başına döner. En yakın arkadaşları Kencikie, Doody, Sonny ve Putzie ile yaz tatilinde ne kadar eğlendiğini ve çapkınlığını anlatırken, tesadüfen aynı okula kaydolmuş olan Sandy de onu aralarına katmak isteyen Pink Ladies ile tanıştırılmaktadır. İkilinin birbirine düşman iki gruba dahil olması, ilk başta aralarında ve grupları arasında gerginliklere yol açsa da, aşkları kısa sürede tekrar buluşmalarını sağlayacaktır.
Grease

İflasın eşiğindeki tüccar bir oğlu ve üç kızı ile bir köyde yaşamaktadır.Kızlardan kendini beğenmiş,bencil ve şirret olan Felicie ve Adelaide, üçüncü kız Belle üzerinde tahakküm kurmuş ve onu adeta bir hizmetçi gibi kullanmaktadırlar.Bir gün ormanda yolunu kaybeden tüccar karşısına çıkan garip bir şatoya girer. Kızı Belle için bir gül kopardığı esnada şatonun sahibi çıkagelir.Şatonun sahibi sihirli güçlere sahip yarı hayvan yarı insan bir yaratıktır.Tüccar'a kızlarından birisini kendisine vermediği takdirde onu öldüreceğini söyler.Kızlarından Belle babasını kurtarabilmek için kendini feda eder ve şatoya gider..
Güzel ve Çirkin

Joe Gillis (William Holden) genç bir senaristtir. Film, Gills’in bir havuzda kanlar içinde yatarken görüntüsü ile başlar ve daha sonra altı ay öncesine gideriz. Senaryolarını satamayan ve parasız kalan Joe’nun başı eski borçlarıyla derttedir. Alacaklılardan kaçar ve Sunset Bulvarı’ndaki bir eve sığınarak saklanır. Buradaki ev sahibi ise, sessiz filmler döneminde ün yapmış aktrislerden Norma Desmond’dır (Gloria Swanson). Eski ününü hemen geri kazanabileceğini düşünen Norma, kendi yazdığı bir senaryoyla sinema dünyasına dönmeyi amaçlamaktadır. Joe kendisine senaryo yazımı konusunda yardım edebileceğini söyler ve böylelikle Norma onun bu evde yaşamasına izin verir.
Sunset Bulvarı

Yankesici, Bresson’un üslubunu en iyi örnekleyen filmleri arasındadır. Film, Michel (Martin LaSalle) adında entelektüel ve asi bir gencin yankesicilik takıntısına kapılmasının hikâyesini anlatır. Michel başlangıçta, yankesiciliği basit ve geçimini sağlayan bir iş olarak görür; ancak zamanla yankesicilik bir işten çok, bir amaca ve yaratıcı bir edime dönüşür. Neredeyse anında paçayı ele verdiği amatör bir hırsızlık denemesinden sonra, kendisini eğitmesi için usta bir hırsızın yanına çırak olarak girer. Filmdeki yankesicilik sahneleri, heyecanı ve sinema dilini kullanmadaki ustalığıyla nefes kesicidir. Michel, hasta annesi ve kız arkadaşı Jeanne’la (Marika Green) görüşüyorsa da yankesicilik ona en duygusal ve manevi anlamda doyurucu insan ilişkilerini sunar. Bu durum Michel’in çalma sebebinin, sırf para kazanmak olmadığı anlaşılmaya başladığında, daha da açık bir şekilde görülür. Filmin sonunda, artık yakalanmak umurunda bile değilmiş gibidir.
Yankesici

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye
Oyunun Kuralı

Filmde İngiltere ve Fransa arasında 14. yüzyıl'da başlayan Yüzyıl Savaşları sırasında ülkesi Fransa'ya manevi destek veren hatta orduya katılarak İngilizlere karşı çarpışan Fransız Katolik azizesi Jeanne d'Arc'ın 1431 tarihinde henüz 19 yaşındayken İngilizlere esir düştükten sonra Tanrı ile konuştuğunu ileri sürdüğü için kafirlik suçuyla yargılanması, zindanlarda işkence görmesi ve yakılarak ölüme mahkum edilmesi anlatılmaktadır.
Jeanne d'Arc'ın Tutkusu

Sizce sıradan bir baba çocukları ile daha fazla zaman geçirebilmek için ne kadar ileri gider? Daniel Hillard (Robin Williams) sıradan bir baba değildir. Eski karısının (Sally Field) evde bir bakıcıya ihtiyacı olduğunu öğrenince hemen bu iş için başvurur. Mükemmel peruğu, birazcık makyaj ve bütün durumlara elverişli elbisesi ile Mrs. Doubtfire kendini işne adamış İngiliz bir bakıcı olarak hemen işe alınır. Ve tüm alesiyle yepyeni bir hayat yaratır. Şok edici, neşeli ve çoğu zaman dokunaklı olan bu filmi Robin Williams tekrar tekrar seyredilmesini sağlıyor.
Müthiş Dadı... Müthiş Baba

Dönemin en gözde tiyatro oyuncusu güzeller güzeli Elisabet Vogler (Liv Ullmann), önemli bir piyes sırasında aniden susar. Şaşkına dönen insanlar ne olup bittiğini anlayabilmek için ellerinden geleni yapsalar da Vogler konuşmamaya devam eder. Son çare olarak bir kliniğe yatırılan kadın burada da dilsizliğine devam eder. Bedeninde tıbbi olarak hiçbir problem bulunamayan Vogler, doktorun tavsiyesiyle gözlerden uzak bir yazlığa gönderilir. Vogler’a genç bir hemşire olan Alma (Bibi Andersson) eşlik eder. Yazlıkta da Vogler'in ağzını bıçak açmaz. Vogler sustukça Alma konuşur. Alma saatlerce, günlerce kendi hikayesini anlatır. Sonunda meydana gelen şey ise psikoloji biliminin en ilginç vakalarından birini oluşturacaktır.
Persona

Oldukça zengin bir adam olan bay Enderby, bir kalp krizi sonucunda ölür. Cesedi tesadüfen bulan bayan Marple yaşlı adamın ölümünün doğal yollardan olmadığı şüphesine kapılır ve kendisine verilen bir şey sonucu kalp krizi geçirdiğini düşünür… Mirasın okunması için, bay Enderby’nin akrabaları ”Galop Oteli”nde toplandığında Marple’da cinayet olduğunu düşündüğü olayı araştırmaya ve akrabaların hangisinin bu ölüm olayından daha çok kar sağlayabileceğini araştırmaya başlar…
Cenazeden Sonra

Robert Hays eski dövüşçü ve uçuş ekibinin yemeklerden zehirlenmesi sonucu bir uçağın yönetimini ele almak zorunda kalan pilot rolüyle karşımızda. Kız arkadaşı (hostes) yardımcı pilot rolünde Julie Hagerty ve Robert Stack, Lloyd Bridges, Peter Graves, Leslie Nielsen, Kareem Abdul-Jabbar ve daha pek çok yıldız filmde rol alıyor. Hikaye uçak felaketleri, dini konular, televizyon reklamları, romantizm, aşk ve bunun gibi bir dizi konuyla dalga geçerken eğlenceli ve komik bir sahneden bir diğerine atlıyor.