

Beni Seven Casus
The Spy Who Loved Me
Yonetmen: Lewis Gilbert
Vizyon Tarihi: 7 Temmuz 1977
Konu
Ruslar ve İngilizler, birer denizaltıları ortadan kaybolunca savaşın eşiğine gelirler. Ele geçirilen mikrofilm, denizaltıların üçüncü bir tarafın kontrolündeki bir teknolojiyle takip edilerek kaçırıldığını ortaya çıkarır. Bunun üzerine MI6'in gözde ajanı James Bond ve güzel Rus ajanı Anya Amasova, güçlerini birleştirerek olayların şüphelisi milyarder işadamı Carl Stromberg'in peşine düşerler. Stromberg'ın amacı, nükleer denizaltıları kullanarak yer yüzünü yok etmek ve kurtulan insanlara denizlerin altında yeni bir yaşam imkanı sağlamaktır. Anya'yla beraber çalışan Bond, kendisini güzel partnerine karşı da korumak zorundadır çünkü bir önceki görevinde onun sevgilisini öldürmek zorunda kalmıştır.
Oyuncu Kadrosu

Roger Moore
James Bond

Barbara Bach
Major Anya Amasova

Curd Jürgens
Karl Stromberg

Richard Kiel
Jaws

Caroline Munro
Naomi

Walter Gotell
General Anatol Gogol

Geoffrey Keen
Sir Frederick Gray

Bernard Lee
M

George Baker
Captain Benson

Michael Billington
Sergei Barsov
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Pevensie ailesi, savaş nedeni ile güvende olmadıkları ülkelerini tahliye ettiklerinde karşılaşacakları maceradan haberdar değildiler. Dört kardeş, bir profesörün yanında yaşamaya başlarlaR. Bu sırada saklambaç oynayan en küçük kardeş Lucy, kendisini Narnia topraklarına götüren bir elbise dolabı keşfeder. Karlar altındaki Narnia tuhaf ama eşsiz yaratıklarla doludur. Beyaz Cadı Jadis tarafından da gözlenmektedir. Ailenin tüm çocukları bu dolabın içinden geçtiklerinde bambaşka bir dünya kurulur içlerinde. Hayvanların dile geldiği bu dünyanın yöneticisi Aslanı bulmaları ve Cadıyı da etkisiz hale getirmeleri gerekmektedir.
Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap

Gotham Şehri'nin Karanlık Şövalyesi, bu macerada Two Face ve Riddler adlı iki korkunç süper-suçlu'ya karşı savaşıyor. Bir yandan şehri bu iki caninin elinden kurtarmaya çalışırken bir yandan da güzel doktor Chase Meridian'a kalbini kaptırmıştır. Kötülere karşı zorlu savaşında yeni ortağı ise harika çocuk Robin'dir.
Batman Daima

Buzul çağı, dünyaya hüküm sürmeye başlamıştır. Bu ıssız ve korkunç dünyada bir başlarına olan zavallı hayvanlar, bir şekilde hayatta kalmanın yollarını aramaktadırlar. Uzun tüylü, kendi halinde bir mamut; karizmatik ve dişli bir kaplan ve muzır bir rakun, nasıl olduysa bu kaos esnasında bir araya gelmişlerdir. Bu üç birbirinden farklı türe mensup hayvanın odağında ise tek bir mevzu vardır. Buldukları küçük bebeği, insanlara ulaştırıp o bebeğin hayatını kurtarmak...
Buz Devri

6 kişi uyandıklarında kendilerini garip bir yerde bulurlar. Burası içiçe geçmiş küp şeklindeki odalardan oluşan bir hapishaneye benzemektedir. Dışarıya çıkmak için birlikte çaba sarfetmeleri ve ölümcül tuzaklardan kurtulmaları gerekecektir. Farklı karakterlerdeki insanlar için, üstelik korkunun pençesini enselerinde hissederlerken bu hiç de kolay değildir.
Küp

Parti başlıyor... Kendini göstermenin tam sırası... Daha şimdiden üç gün oldu. Burada öğreneceklerini asla annenden ya da okuldan öğrenemezsin. Ne yaptığın sadece seni ilgilendirir. Çok korkaksan, bunu yapmasını bir başkasından da isteyebilirim. 18 gün boyunca 4 genç kayıplara karışmıştır. Sonunda bu dört gençten biri olan Liz ortaya çıkar, korkmuştur ve yalnızdır... Partinin sonu... Bir okulun 4 öğrencisi ansızın ortadan kaybolmuştur... Balangıçta hepsine bir heyacan ve oyun gibi gözüken bu olay tam 18 gün sürer. Hayatta kalmayı başaran Liz olan biteni anlatmaktadır...
Delik

Efsane siyahi dedektifin maceralarını konu alan filmde Samuel L. Jackson başrolde. Bir dönemin umut veren yönetmenlerinden John Singleton, Shaft’ın devam filmiyle karşımızda. Kahramanımız ise 1971 yapımı aynı adlı filmin dedektifinin adaşı ve yeğeni John Shaft (Samuel L. Jackson). New York şehri dedektifi John Shaft’a, Trey Howard’ın (Mekhi Phifer), zengin bir emlakçının oğlu olan Walter Wade, Jr. (Christian Bale) tarafından ırkçı nedenlerle öldürülmesi olayını soruşturma görevi verilir. Shaft, cinayetin görgü tanığı Diane Palmieri’yi (Toni Collette) bulur ama kadın çabucak ortadan kaybolur ve mahkemeye çıkmaz. Wade Jr. kefaletle serbest bırakılır, İsviçre’ye kaçar. İki yıl sonra geri döndüğünde Shaft onu ülkeden ayrıldığı için yeniden tutuklar. Pasaportu elinden alınan Wade Jr., emniyet amirliğinde Dominikli uyuşturucu kaçakçısı Peoples Hernandez’e (Jeffrey Wright) rastlar. Katil zanlısı yeniden kefaletle serbest bırakılınca, Shaft görevinden istifa eder.
Korkusuz

New Orleanslı asi ruhlu gençler Lula ve Sailor birbirlerine çılgınca aşıktır. Lula'nın dengesiz annesi, nefret ettiği Sailor'ın üstüne belalı bir tipi salar. Sailor biraz amacını aşan bir şekilde istemeden adamın canını aldığında hapsi boylar. Genç adam bir gün şartlı salıverilir ve kendisini onca zaman beklemiş olan Lula ile birlikte Kaliforniya'ya doğru yola çıkarlar. Lula'nın annesi bu kez peşlerine bir özel dedektif ve bir de kiralık katil saladursun, genç aşıklar, birbirlerini ve Amerika'nın garipliklerini keşfedecekleri bir yolculuğu yaşarlar. Hayatı kaba saba çizgileriyle, televizyondan ve filmlerden öğrendiğini sanan bir kuşağın gözünden epeyce sert ve kimi zaman sürrealist bir yolcuğuluğa çıkarıyor bizi David Lynch. Yönetmenin, popülerliğinin zirvesindeyken gerçekleştirdiği bu dört dörtlük filmine Nicolas Cage ve Laura Dern uyumunun katkısı tartışılmaz...
Vahşi Duygular

Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Alman ordusu Kongo'yu işgal eder. İşgal sırasında ağabeyi ölünce Rose Mayer, alkolik bir maceraperestin teknesiyle güvenli bir ülkeye kaçmayı dener. Nehir boyunca onları sadece tropikal tehlikeler ve düşman askerleri değil, sürpriz bir aşk da beklemektedir. Afrika Kraliçesi, Katharine Hepburn ve Humphrey Bogart gibi iki efsanevi oyuncu, nefes kesici bir öykü, başarılı bir yönetmen ve Afrika'da gerçekleştirilen çekimler sayesinde, sinema tarihinin en sevilen macera filmlerinden biri olmuştur. Filmdeki unutulmaz rolü, Humphrey Bogart'a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırmıştır.
Afrika Kraliçesi

Film detaylari icin tiklayin...
We Die Alone

Futbolun Çocukları, Büyük Burhan sırasında ayakkabısız ve hatta topsuz bir şekilde futbol oynamaya başladıktan sonra Teksas eyalet şampiyonalarında yer almayı başaran Fort Worth'teki bir yetimhanenin futbol takımı Mighty Mites'in gerçek hikâyesini anlatıyor. Galip oldukları sezon boyunca bu mazlum çocuklar ve güçlü kişilikleri, şehirlerine, eyaletlerine ve toparlanmaya ihtiyacı olan bir ulusun tümüne ilham kaynağı oldu, hatta Başkan Franklin D. Roosevelt'in bile dikkatini çekti. Gösterdikleri başarının arkasında, bir yetimhanede koçluk yapabilmek için sahip olduğu ayrıcalıklı konumdan vazgeçerek meslektaşlarını şaşırtan efsanevi bir lise koçu olan Rusty Russell vardı. Russell'ın çok az kişinin bildiği bir sırrı vardı, o da bir yetimdi. Fiziksel olarak zayıf olan oyuncularının diğer takımları kas gücüyle yenemeyeceklerini anlayan Russell, modern futbolu da tanımlayacak yenilikçi stratejiler geliştirdi.